Mindelo 19-26 Nov

Cem’an ondokuz kesimden oluşan bu tekmil, Atlantik okyanusu geçişini anlatır.
Gran kanaryalardan Cap verdeye gidiş
(Piri Reis’in kitabı bahriyesindeki bölüm başlıkları aklıma gelince o üslupla bir cümle yazıverdim)

Kaptanın Seyir defteri
19.11.2017 Pazar.

Las Palmas

Start Günü.

Dün gece başlayan mide bulantım sabaha kadar devam etti. Geçen cuma günkü fairwell partisinde Carl rahatsızlanmıştı. Hepimiz adamın midesiz biçimde ne bulursa yemesi nedeniyle olduğunu sanmıştık.

Meğerse bakteriyel bir problem imiş, geceleyin kustu durdu.

Cumartesi günü Carl ayağa kalkmış gibiydi, ama hala beti benzi atmış şekilde iş yapıyor.

Şimdi ise hastalık bana da bulaşmış durumda, cüzzamlı muamelesi göstermekte haklı ekip, yola bir gün kala hastalanılır mı!!!!

Benim ise bunları görecek halim yok, mide bulantısından uyuyamadım, akşam yemek filan yememiştim ama henüz öğlenden kalanlar da ağzıma gelip duruyor.. Pazar sabaha karşı inanılmaz yüksek basınç ile defalarca kusuyorum. Bu bildiğim gıda zehirlenmesi. Bebek kusması gibi boşalıyor midemde 2 gündür duranlar. Kimseyi uyandırmadan sahile çıkıyorum, bir duş yapıp, diş fırçalayıp biraz kendime geliyorum.

Son email kontrollerimi yapmak için marinadaki publarda oturup vakit geçiriyorum ama esas niyetim, kusma ve ishal durumlarına acil müdahele edebilmek.

İnanılmaz bir halsizlik var üzerimde, tekneye dönüp, yatağa girip yarış startını bekleyeceğim.

10:30
Bütün las palmas rıhtımlarda, bandolar çalıyor, herkes bizi uğurlamaya gelmiş, ağır bir ritim ile bütün teknelere yavaş yavaş bando eşliğinde denize açılıyorlar. 

Youtube link.


Start hattının yanına kadar yarı motor yarı yelken gidiyoruz,  12:45de start verilecek, motoru en geç 10 dk önce kapatmış olmamız lazım. Donanma botu ile kara tarafındaki şamandıra arası bizim yarış sınıfının start hattı, diğer taraf da bir şamandıra attılar onu da, multihull ve gezi sınıfı kullanacak. Yarış hattını chart plotter üzerinde kerterize yerleştiriyoruz.

İşaretler verildikçe sinirler geriliyor, son 5 dakika çaldığında hat boyunca sancakda rüzgarla seyir yapıyoruz, solumuzdan önümüze geçmek isteyen bir yelkenli ne yazık ki, geçiş önceliğinin bizde olduğunu görünce lüzumsuz bir manevraya zorlamak için çizgimizi koruyoruz, mecburen kavança yaptılar ve vakit kaybettiler. Startta 4üncü sırada çıkış yapıyoruz, bizden önce çıkanların hepsi profesyonel ve en yüksek handikaplı tekneler bu moral ile ince ayarları yapıp, gran canaria adası sancağımızda gennaker (asimetrik balon) basılmış halde güneye doğru seyrediyoruz.

Benim zehirlenme durumum fena halde devam ediyor, Carl bir kova veriyor, artık açık denizdeyiz, torbalara bakteri kusup bunu saklayamayız yol sonuna kadar. Birkaç saat sonra tekrar midemde kalmamışlar da çıkıyor. İnanılmaz bir halsizlik ve ateşim var, soğuk soğuk terliyorum. Sallantıdan korunmak için tavsiye edilen, Drammamine ilacına başlamayı istemiyorum artık, “mal de mer” olacaksam bundan daha kötüsü olmaz bence.

Tehlike!!!

Geceleyin rüzgar güzel, 15 knot, fakat teknede huzursuzluk oluyor.

Sedat ve Selim resmi olarak nöbetteki ikili. Kaptan sayılan Carl ise, kendi başına hiç kimseye bir şey söylemeden başa doğru gidip “tack” yani yelkenleri bir yakadan diğer yana almaya karar vermiş, başa gittiğinde emirler bağırıyor, oysa bu manevra dikkatle yapılması gereken bir manevra, tüm sürecin ve emirlerin önceden çalışılması gerekli. Biz ise tekneden mecburen İngilizce konuşan bir karışık ve yabancı ekip oluşturuyoruz; İsveçlilerin İngilizce aksanları ve kulaklarının duyduğu şekil farklı oluyor. Bizim aksanlarımız ve malzeme isimlerimiz, ortak anlaşma alan bulamıyor. Halatların geçtiği kanalların üzerindeki adlandırmalar ve renkler farklı…

Carl’ın kendi keyfine göre ayarladığı bir yelkenlisi olabilir ve bunun kaprislerini iyi biliyor olabilir, ama Selim olimpik sınıf yelkenci olması bir yana, yüzlerce değişik tekne teslimi yapmış ve yüzlerce değişik kişi ile yarışlarda ekiplerde yer almış tecrübeli bir kaptan ve Murat da yıllardır değişik timlerde, teknelerde yarışıyor ve her çeşit dilden insanla çalışmış. Tecrübeleri ve “durum farkındalığı” bilgileri tartışılamaz. Hata başladığında, göz göze bakışıp alarma geçtiler.

Çoraplı, yani bir kılıf giydirilerek kapatılan ve açılan spinakerlerde bunu bir yakadan diğerine almak iki şekilde yapılabilir: yelkeni söndürmeye başlar, kılıfı geçirir, yelkeni uzun bir torba haline getirir, sonra diğer yakada düzeni tekrar kurarsın. Yavaş ve garantili yol.
Ya da yarış ekibi isen ve birlikte defalarca pratik çalışmış isen, bunu yelkeni söndürmeden yaparsın. Hızlı ve gösterişli yol.

Eğer kılıf çekerek yapacaksan dümen farklı tutulacak, eğer söndürmeden yapacaksan farklı tutulması lazım.
Selim baş üstünde neler olduğunu anlayamıyor, Carl giderken ne iş yapacağını söylemeden öne geçti çünkü, kılıf geçirerek ve güvenli olarak bu manevrayı yapacağı varsayımıyla hareket sürecini devam ettiriyor. Yelken mandarını, yani onu en yukarıda tutan yakayı kontrol eden Frederick, yarış kökenli ve emirleri hiç anlamadan bakınıyor, talimat bekliyor, Murat ve Ben ise iki yakayı tutan iskotaların başındalar.

Kılıfı aşağı çeken ve balonu söndürerek kılıfa ceken snaffer’a asılıyor Carl, ama herhalde takılmış, zorluyor ama yarı sönük yelken kılıfa girmiyor, serseri şekilde çırpınıyor, Carl bağırıyor “ease the hallyard!!” mandarı boşla!” yani İsveçli ve İngilizcesi zayıf Frederick açısından ana!!! yelkeni bütün olarak aşağı alması mümkün olan bir başka manevra emri veriyor!!!! Frederick aptal bir bilgisayar olmadığı ve yelken tecrübesi olduğu için, bu emrin kastetttiği mandarın spinaker mandarı olduğunu anlayarak, süreci doğru başlatıyor.

Muhtemelen Carl takılan snaffer’i tekrar aşağı çekmeyi deneyecek ama kimse ne yapmak istediğini anlamış değil. Kaptanından emir almış Frederick’in mandar halatını vinçten yarıya kadar bırakmasıyla, zaten güç yüklü halatlar boşalıyor ve yelkenin bir kısmı suya değiyor, su kapıyor ve teknenin altına DOĞRU ÇEKİLİYOR!!!

Murat yılların yarış refleksiyle “yelken suda!”sail in water!” komutunu önce İngilizce sonra Türkçe veriyor çünkü Selim reis dümene hakim olmazsa yelkeni çiğneyecek tekne, Selim çaparizi daha önceden hissedip gerekenleri çoktan yapmaya başlamış durumda, dümeni ve ana yelkeni rahatlatıyor, arada aralıksız küfür ederek hepimizi  de rahatlatıyor. Burada yazmanın mümkün olmadığı çeşitlikte varyasyonları dinliyoruz.

Fred durumu hızla algılıyor ve mandarı tekrar vinçe alıp yukarıya yavaş yavaş almaya başlıyor. Bu arada Carl panik içerisinde “derhal yanıma 2 kişi gelsin!” diye bir emir daha veriyor ve Ben ile Murat güvenlik halatları takılı olmaksızın öne koşmak zorunda kalıyorlar.

Hayatlarını Carl’ın hatasını düzeltmek için riske attılar!!.

Selim sinirden delirmek üzere, çorap geri basılıyor, yelken tekrar rüzgar doluyor ve başlangıç durumuna geri dönüyoruz! Baş üstünde 3 kişi var üçü de tekneye bağlı değil!

Frederick bizim neler dediğimizi anlamasa da, durumu okuduğu için tahmin edebiliyor sinirlerimizi ve hemen “bu adamla derhal konuşmamız lazım, şu anda 3 kişinin hayatını tehlikeye attı ve farkında değil” diyerek bu konuşmayı daha sonra yapalım diye ekliyor. Selime dönerek, “senin bu konuşmayı yapman doğru olur” diyerek görevi Selime yıkıyor. Selim ise “kan şekerim yükselmeden ben bu baltayla konuşursam daha fena olur” diye kendini sakinleştiriyor.

Bütün bunlar çok zor olmayan koşullarda gerçekleştiği için şanslıyız. Daha yarışın birinci gününde herşey bitecek idi.

Gece nöbetleri yazılırken Carl Ve Selim baş başa önemli bir konuşma yaptılar; ekip uyumu, yapılacak işin açıklanması, herkesin görevi anladığını kontrol, sonra emri tekrarı ve uygulama. Bu işlemleri yaparken güvenlik en önde gelecek.

Bu gece bana nöbet yazılmıyor, hasta olarak halsiz yatıyorum. Geceleyin çok güzel süratler yapıyor yelkenli. Bir ara kalkıp baktığımda, dümende Sedat 15 mil ile planning yaptırıyordu.

Gece sabah döndüğünde hala kendime gelebilmiş değilim ama en azından bakteri zehirlenmesi sona erdi. Erhan da küpeşte üzerinden çıkartmış yemeği. Ben zaten yememiştim. Meğer Carl curry soslu ağır bir türlü yapmış. Ama bizim hassas midelerimize göre değil bu ağır baharatlı yemekler. Umuyoruz ki sadece yemekten kusmuştur, yoksa teknedeki kontaminasyon herkesi etkileyebilir. Klorak buluyorum bir yerlerde, her yeri klorakla sildim oyalanmak için içerisi mis gibi klorak kokunca, Sevgili eşim Hatice aklıma geldi, Fethiye’li olduğu için, evde klorak kokusu olmadan rahat edemeyen Egelilerdendir kendisi.

20.11.2017
Atlantik okyanusu
Koordinatlar: 26 22' 19" N, 18 14'12"W

Sakin bir güne uyanıyorum. Teknede gerginlik yatışmış değil, Fred, Selim’in bu kümesin horozu olduğunu anlamış ve kabul etmiş durumda. Selim hakketmeyene saygı duyacak bir kişilikte değil ama yolculuğun hatırı için “s.k kafalı” tespitini taktığı kaptanı alttan alarak idare ediyor.
Carl herkes ile gergin, miçosu Ben’i gereksiz azarlıyor. Oysa çocuk gayet iyi bir İngiliz köylü ailesinin evladı. Babası St Andrews golf klübü üyesi desem zaten anlaşılır aile durumu.

Carl, benim tespitime göre, keser ustalığından kaptanlığa terfi etmiş, bilek gücüyle hayatını kazanan bir emekçi. Geldiği yere zor gelmiş, tekne tamiratı yaparken, kısıtlı kaynakları ile olabildiğince çabalayan bir denizci olmayı başarmış. Tekneyi yaparken bütün karbonfiber işlerini elleriyle yapmış, çok seviyor bunu anlatmayı. Ama esneklik konusunda, yeni bir şeyler öğrenme konusunda biraz kapalı. Dediğim dedik, çaldığım düdük havaları Arada bir son derece sağ duyulu tespit ve fikirleri çıkıyor, ama bir bakıyorsun yine saçma sapan bir karar veriyor.

5 üyeli bir balina ailesi uzağımızdan geçti, türünü anlayamadık.

Gün boyunca 60 mil kadar yol yaptık. Las Palmas / santa Lucia hattını dümdüz çizersek, bu hattın üstünde gidiyoruz. Ancak huzursuzluğun nedeni de bu karar oldu zaten.

21.11
Koordinatlar 25 53'54"N 19 25'01"W

Hava kaldı.
Selim, gibraltardan beri hava durumunu inceliyordu ve Atlantik hava sistemlerinin bütün ritmini hissetmeye başladıydı. Start günü yaklaştıkça, güneye doğru başlangıç yapmayı ve orada oluşacak rüzgarsız bölgeyi 2inci veya 3üncü gün geçmeyi önermişti. Carl ise, batıya doğru başlayıp, kuzeyimizde oluşmuş ve gelişen rüzgarları alarak hızlı birkaç gün gidelim. Diyordu. Ancak bir haftalık hava tahminleri birkaç gün sonra kuzeydeki sistemin iyice kuzeye hareket edeceğini ve güneyde, cap verde / güney Amerika hattında olan ticaret rüzgarları ile kuzeydeki hava sitemi arasında rüzgarsız alanın yaklaşık 700 mil genişliğinde olabileceğini gösteriyordu. Yani yanlış bir başlangıç ve kuzeye doğru giderek yükselmek zorunda kalındığında yol 4500 mille uzayacak veya yeniden güney rota kararı verilirse 700 millik rüzgarsız boşlukta saplanıp kalınma riski oluşacak idi.

Selim bu nedenle güvenliği öne alarak (çünkü kuzey cephesinde rüzgar hızlarının 40 knt ve arada bastırdığında 50lere çıkması halinde) bu ekibin altından kalkacağı bir iş olmadığını, gereksiz yol uzunluğunun gerektirdiği fiziki kondisyona sahip olmayan ekibin buraya sokulmaması gerektiğini savunuyordu.

Carl ise – o sırada bilmiyorduk, sonra ağzından kaçırdı- meğer hep güvendiği bir başka kaptanın rotasına göre yol çizermiş! Eşinin bize hava durumu göndermesi hikayesi, meğerse takibe alığı bu teknenin yarış rotasını Carl’a ihbardan ibaretmiş!!

Hava kalınca ve yeni meteo raporları gelince bunlar ortaya çıktı. Carl ısrarcı ve bir gün daha batıya gittik. Toplam 20 mil gittik desem yanlış olmaz. İkide bir koordinat aldım. İndiğimizde haritaya işleyince daha iyi göreceğim izimizi.

Bir kaplumbağa tek elini suyun üzerine çıkartmış yelken gibi kullanarak yanımızdan geçti. Hayretle izledik hayvanı.

Tek tük mart cinsi herring gull? Geziniyor. Bobi kuşu mu bilemedik?


Banyo yaptı herkes.

22/11

koordinatlar: 25 16'24"N 20 16'11"W

Gece çok az yol yaptık. Yine 2300 mil kaldı. Bu çizginin başı 2720 idi.
Hava raporu Selimi haklı çıkardı. Carl karar değiştiriyor, güneye dönmeliyiz.
Yeni rota 2450 milimiz var artık..
Selim dalgasını geçiyor için için. Ama yarış bitmiş değil, güneye inip batıya dönünce güzel bir rüzgar gözüküyor raporlarda, erken çıkanlar ve bizden 150 mil kadar önde olanlar bu rüzgarın altında kaldılar yararlanamayacaklar,
Güneye uzanmaya çalışıyoruz, ama hava yavaş.


23/11
25 09'53" N 20 31'04" W

rüzgar biraz olsun çıktı.
Yeni rotamızı tuttuk, istikametimiz –bırak cap verde’yi- afrikanın Senegali gösteriyor, geri gidiyoruz resmen!!!

Erhan kıç güvertede sigara içmeye çıkıyor, ama o andas manevra emri geliyor; kavança yapılacak. Biz bulaşmayalım, yapsınlar diyerek sancak kıç üstünde oturuyor.

Fakat direği düzgün tutan sancak back-stay halatlarının manevra öncesi boşlanması lazım. Emir gelince sigarayı yakamadan başlıyor vinçteki halatı boşlamaya. Selim dümenden teşekkür ediyor emekleri için.
Erhan iskele tarafına geçiyor “bari burada rahatça sigara içerim” diyerek.

Ne yazık ki iskeledeki vince de, istenmeyen kavançalrı önelemek ve bumbayı bir yakada sabit tutmak için kurulmuş olan iskele preventer halatı bağlı bu defa! Yine emir geliyor, preventer halatını boşaltmak görevi yine en yakında duran Erhan’a düşüyor.

Ulan bir sigara içirmediniz” havasında kokpite girmesi ile bu sefer manevranın devamında yapılacak işleri de üstlenmek zorunda kalıyor, ana yelkeni iskeleden alıyor ve sancağa salıyor.

bari içeri gireyim” derken bu defa da genova iskotalarının boşlarının alınması işi Erhan’ın üstüne yıkılıyor.

Bir manevrada gereken işlerin tümünü tek başına yapmış olarak sesleniyor herkes “bakın son defa gösteriyorum!”
Herkes kahkahalarla gülüyor duruma.


Harika bir gün batımı var. herkes fotoğraflar çekiyor.
Yemek işi Janine hanımda. Güzel bir tavuk yemeği yapıyor, son tavuk paketi de böylece bitti. Erken bozulacağı için tüketim sırası var herşeyin.
Şimdiden 2 ekmek küflendi ve denize gitti bile.

Gece rüzgar hızlanıyor 15 knot. Kalan mil 2400 rakamını tekrar geçiyoruz.


24/11
Fırtına!
sabaha kadar rüzgara karşı gidiyoruz, rüzgarın hızı 25 knot!!
Neyse ki dalga yok, sadece 30 derece yatmış teknede uyumaya çalışıyor nöbet dışındakiler.
Erhan’ın hatch içeri su almış, yatak ıslak. 3-6 nöbetinden sonra uyumaya gitmiyor muratla benim nöbette yanımızda kalıyor.
Sabah karşı yorgunluktan baygın bir şekilde pruvadaki yatağına gidiyor.

Sular hırçın ama yakamoz güzel, bu noctulia scintillans planktonunu fotoğraflamak mümkün olsa harika görüntüler verecek.
Ancak, güneş çıktı, dalga tekrar başladı. Sanki egedeyiz ve kuzeye tırmanıyoruz, aynı denizler.

27 mil rüzgarda, 3 metre dalgalara tırmanıp kafayı gümm! Diye vurdukça önde yatanın böbrek taşı varsa düşürtecek cinsten bir akdeniz havası. Tavada omlet çevirmek için zıplatmak gibi herşeyi hoplatıyor. Geceleyin eski ve kilidi bozuk bir vinç kilidi zıplayıp vinç üstünden denize gittiydi zaten ama Carl’a söylememeye karar veriyoruz. Arıza çıkartacak, eski kolun en az 10 tane yedeğini zulalanmış olduğu kesin fakat illa ki kilidi bozuk olanı kullanacak. Adam malzeme tasarrufu ile bu günlere gelmiş.

Ana yelkeni birinci camadana vuruyoruz. Hava iyice sertledi. 6 beaufort esasen fazla bir rüzgar olmasa da, hem rüzgara karşı gidip hem de dalgaların yüksekliği arttıkça zorluyor herkesi.
Kahvaltı cereal ve kuru şeylerle yapılıyor.

14:00
kuzeye doğru hareket edeceğini sandığımız cephe kuzey doğuya dönüyor. Bu daha fazla rüzgar ve daha fazla squall, ani yağmur ihtimali demek. Yelkene bir camadan daha vuruyoruz. Rüzgar 33 knot, iki camadan ve iyice küçülmüş ana yelken yüzeyiyle hızımız rüzgara karşı 9 knot.

18:00
akşam yemeği pişirmek mümkün olsun diye ana yelkeni tamamen aşağı alıyoruz. Ton balıklı makarnayı pas geçiyorum. Sadece genovayla 9 knot yapmaya devam ediyoruz. Fırtınaya dönüşen hava 8 beaufort gösteriyor. 37knot rüzgar var. Dalgalar nedeniyle çok rahatsız bir geceye hazırlanıyoruz.

Erhan’ın yatağı ön tarafta uyuması mümkün değil. Perişan ama morali yüksek, türkü çağırıyor;

derelerin çakılı
nerden aldın bu akılı

Gece sancak tarafındaki squall (fırtınayla karışık yağmur) grubu üzerimize gelmeye devam ediyor. Ana yelken aşağıda, sadece 3 jib ile gidiyoruz, bundan bir sonrası fırtına yelkeni zaten.


Arada bir 40 knot geçen rüzgarlarla korkunç çalkantılar içerisinde ön tarafta yatan Ben, büyük bir dalgada tüm tekne  yunus gibi dalıp çıkınca, uykusunda bir çığlık atıyor, sonra tekrar bayılıyor. Selim bütün günü hafif uyuyarak geçirmeye çalışmıştı, geceye hazır olduğunu tüm gece boyunca dümenin başından ayrılmayarak belli ediyor. Carl bu defa bizim reisin işine karışmıyor. Durumun ciddiyetinin farkında.

25.11.
koordinat 21 40'34"N 22 13'27"W

Gece boyunca hava hırçınlığını sürdürdüyse de, ya biz alıştık fırtınaya, ya o bizi affediyor artık. Ritmimiz dalgalara daha uyumlu, fazla hoplamıyoruz, ön taraftakiler sabaha karşı biraz uyumayı başarmışlardır.

kahvaltı rahat geçti hava 30 knot, 3J genovayla yola devam.

Diğer yarışçılardan haber geliyor. Kuzeyden gidenlerin kafası karışmış durumda, birçoğu güneye dönmüşler. Yani bizim karar değiştirmemiz daha erken olduğu için seviniyoruz. Selim “the prophet” bunları öngörmüştü ve yüksek olasılıkla kuzey rotasının başlangıcında aldananların kaderini tahmin etmişti. Bütün Bu teknelerin güneyi tutması daha uzun sürecek, Carl “ 20 günlük bir ARC olacak bu” diyor. Bizim yarıştaki durumumuz 9unculuk şu anda. Ancak güneydeki trade winds bindiğimize umuyoruz ki, kuzey doğu ve doğudan gelecek düzenli rüzgarlar ile 8, 9 mil hızları koruyup hızla aşacağız denizleri.

26.11
koordinat 20 18'49"N 21 27'01"W

12-3 benim nöbeti selim tutmuş, ben de sedatın yerine geçtim, geceleyin 3-6 nöbetindeyim.
Hava iyice kaldı. 3 knot rüzgar, 1.2 knot akıntı ile gidiyormuyuz, duruyormuyuz belli değil. Hızımız sıfır çoğunlukla.
İki hava cephesi arasındaki boşluğu geçiyoruz. Bizden sonra karar verenler bakımından bu boşluk biraz daha genişlemiş olacak, yani kuzey rotasında inat edenlerin kaderini bilmiyoruz ama güneye bizden sonra karar verenler bakımından bu bir avantaj gibi gözüküyor.
Ama ana yelken inmiş biçimde uykuya çekilirken benim endişem bu koskoca boşluğun ortasında daha ne kadar çakılı kalacağımız üzerinde.

Banyo yapıyoruz, günlerin sıkıntısını üzerimizden attık.

Selim bir boy büyük spinakeri basmak görüşünde, saatte 1 mil farketse bile.
Yemek düzeni sorun olmaya devam ediyor, baharatı ve eti az yemekler yemek istiyoruz, ama Carl önce dolaptakiler bitsin sonra makarnaya geçeriz düşüncesinde. Öğlen dürüm ce salam filan yemek zorunda kalıyoruz. Bir dahaki okyanus geçiş seferi için çok önemli dersler bunlar.


En büyük asimetrik basılı, ikinci flok açılmış durumda, ana yelken full geniş apaz kuzeybatıdan aldığımız rüzgar ile seyrediyoruz. Hızımız 9 mil civarında, rüzgar hızından hızlıyız. Selim keyifle dümen tutuyor, otopilota bırakmadı dümeni. Bütün yelkenlerimiz açık ve çok güzel seyir yapıyoruz.

Yunus aileleri ziyarete geliyor arada bir, heyecanla bize bakıyorlar. Uzun süre bizimle kaldılar. Akdenizdekilerden farklı bir tür.

Uçan balıkları ilk görene ödül vardı Selim kapıyor ödülü.

Artık yönümüz batıya dönmüş durumda trade denilen rüzgarları yakaladık; iki büyük hava sisteminin çarpışmasından oluşan sabit bu rüzgarlar açtı batının yolunu avrupaya…


Carl yol uzun olacak diye öğlen yemeğinde yine sandviç benzerlerini tüketmek görüşünde, akşama da chili con carne yapacak… yandık. Baharatsız şekilde yap diyoruz, yanına pilav koy, Sedat ve Erhan pilava bezelye katıp yiyecekler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

To the journey....

Tenerife

Passage 27Nov-09Dec