Mindelo 19-26 Nov
Cem’an ondokuz kesimden oluşan bu tekmil, Atlantik
okyanusu geçişini anlatır.
Gran kanaryalardan Cap verdeye gidiş
(Piri Reis’in
kitabı bahriyesindeki bölüm başlıkları aklıma gelince o üslupla bir cümle yazıverdim)
Kaptanın Seyir
defteri
19.11.2017 Pazar.
Las Palmas
Start Günü.
Dün gece başlayan
mide bulantım sabaha kadar devam etti. Geçen cuma günkü fairwell partisinde
Carl rahatsızlanmıştı. Hepimiz adamın midesiz biçimde ne bulursa yemesi
nedeniyle olduğunu sanmıştık.
Meğerse
bakteriyel bir problem imiş, geceleyin kustu durdu.
Cumartesi günü
Carl ayağa kalkmış gibiydi, ama hala beti benzi atmış şekilde iş yapıyor.
Şimdi ise hastalık
bana da bulaşmış durumda, cüzzamlı muamelesi göstermekte haklı ekip, yola bir
gün kala hastalanılır mı!!!!
Benim ise bunları
görecek halim yok, mide bulantısından uyuyamadım, akşam yemek filan yememiştim
ama henüz öğlenden kalanlar da ağzıma gelip duruyor.. Pazar sabaha karşı
inanılmaz yüksek basınç ile defalarca kusuyorum. Bu bildiğim gıda zehirlenmesi.
Bebek kusması gibi boşalıyor midemde 2 gündür duranlar. Kimseyi uyandırmadan
sahile çıkıyorum, bir duş yapıp, diş fırçalayıp biraz kendime geliyorum.
Son email
kontrollerimi yapmak için marinadaki publarda oturup vakit geçiriyorum ama esas
niyetim, kusma ve ishal durumlarına acil müdahele edebilmek.
İnanılmaz bir
halsizlik var üzerimde, tekneye dönüp, yatağa girip yarış startını
bekleyeceğim.
10:30
Bütün las palmas
rıhtımlarda, bandolar çalıyor, herkes bizi uğurlamaya gelmiş, ağır bir ritim
ile bütün teknelere yavaş yavaş bando eşliğinde denize açılıyorlar.
Youtube
link.
Start hattının
yanına kadar yarı motor yarı yelken gidiyoruz,
12:45de start verilecek, motoru en geç 10 dk önce kapatmış olmamız
lazım. Donanma botu ile kara tarafındaki şamandıra arası bizim yarış sınıfının start
hattı, diğer taraf da bir şamandıra attılar onu da, multihull ve gezi sınıfı
kullanacak. Yarış hattını chart plotter üzerinde kerterize yerleştiriyoruz.
İşaretler
verildikçe sinirler geriliyor, son 5 dakika çaldığında hat boyunca sancakda
rüzgarla seyir yapıyoruz, solumuzdan önümüze geçmek isteyen bir yelkenli ne
yazık ki, geçiş önceliğinin bizde olduğunu görünce lüzumsuz bir manevraya
zorlamak için çizgimizi koruyoruz, mecburen kavança yaptılar ve vakit
kaybettiler. Startta 4üncü sırada çıkış yapıyoruz, bizden önce çıkanların hepsi
profesyonel ve en yüksek handikaplı tekneler bu moral ile ince ayarları yapıp,
gran canaria adası sancağımızda gennaker (asimetrik balon) basılmış halde güneye
doğru seyrediyoruz.
Benim zehirlenme durumum
fena halde devam ediyor, Carl bir kova veriyor, artık açık denizdeyiz,
torbalara bakteri kusup bunu saklayamayız yol sonuna kadar. Birkaç saat sonra
tekrar midemde kalmamışlar da çıkıyor. İnanılmaz bir halsizlik ve ateşim var,
soğuk soğuk terliyorum. Sallantıdan korunmak için tavsiye edilen, Drammamine
ilacına başlamayı istemiyorum artık, “mal de mer” olacaksam bundan daha kötüsü
olmaz bence.
Tehlike!!!
Geceleyin rüzgar
güzel, 15 knot, fakat teknede huzursuzluk oluyor.
Sedat ve Selim
resmi olarak nöbetteki ikili. Kaptan sayılan Carl ise, kendi başına hiç kimseye
bir şey söylemeden başa doğru gidip “tack” yani yelkenleri bir yakadan diğer
yana almaya karar vermiş, başa gittiğinde emirler bağırıyor, oysa bu manevra
dikkatle yapılması gereken bir manevra, tüm sürecin ve emirlerin önceden
çalışılması gerekli. Biz ise tekneden mecburen İngilizce konuşan bir karışık ve
yabancı ekip oluşturuyoruz; İsveçlilerin İngilizce aksanları ve kulaklarının
duyduğu şekil farklı oluyor. Bizim aksanlarımız ve malzeme isimlerimiz, ortak
anlaşma alan bulamıyor. Halatların geçtiği kanalların üzerindeki adlandırmalar
ve renkler farklı…
Carl’ın kendi
keyfine göre ayarladığı bir yelkenlisi olabilir ve bunun kaprislerini iyi
biliyor olabilir, ama Selim olimpik sınıf yelkenci olması bir yana, yüzlerce
değişik tekne teslimi yapmış ve yüzlerce değişik kişi ile yarışlarda ekiplerde
yer almış tecrübeli bir kaptan ve Murat da yıllardır değişik timlerde,
teknelerde yarışıyor ve her çeşit dilden insanla çalışmış. Tecrübeleri ve “durum
farkındalığı” bilgileri tartışılamaz. Hata başladığında, göz göze bakışıp
alarma geçtiler.
Çoraplı, yani bir
kılıf giydirilerek kapatılan ve açılan spinakerlerde bunu bir yakadan diğerine
almak iki şekilde yapılabilir: yelkeni söndürmeye başlar, kılıfı geçirir,
yelkeni uzun bir torba haline getirir, sonra diğer yakada düzeni tekrar
kurarsın. Yavaş ve garantili yol.
Ya da yarış ekibi
isen ve birlikte defalarca pratik çalışmış isen, bunu yelkeni söndürmeden
yaparsın. Hızlı ve gösterişli yol.
Eğer kılıf
çekerek yapacaksan dümen farklı tutulacak, eğer söndürmeden yapacaksan farklı
tutulması lazım.
Selim baş üstünde
neler olduğunu anlayamıyor, Carl giderken ne iş yapacağını söylemeden öne geçti
çünkü, kılıf geçirerek ve güvenli olarak bu manevrayı yapacağı varsayımıyla
hareket sürecini devam ettiriyor. Yelken mandarını, yani onu en yukarıda tutan
yakayı kontrol eden Frederick, yarış kökenli ve emirleri hiç anlamadan
bakınıyor, talimat bekliyor, Murat ve Ben ise iki yakayı tutan iskotaların
başındalar.
Kılıfı aşağı
çeken ve balonu söndürerek kılıfa ceken snaffer’a asılıyor Carl, ama herhalde
takılmış, zorluyor ama yarı sönük yelken kılıfa girmiyor, serseri şekilde
çırpınıyor, Carl bağırıyor “ease the
hallyard!!” “mandarı boşla!” yani
İsveçli ve İngilizcesi zayıf Frederick açısından ana!!! yelkeni bütün olarak
aşağı alması mümkün olan bir başka manevra emri veriyor!!!! Frederick aptal bir
bilgisayar olmadığı ve yelken tecrübesi olduğu için, bu emrin kastetttiği
mandarın spinaker mandarı olduğunu anlayarak, süreci doğru başlatıyor.
Muhtemelen Carl
takılan snaffer’i tekrar aşağı çekmeyi deneyecek ama kimse ne yapmak istediğini
anlamış değil. Kaptanından emir almış Frederick’in mandar halatını vinçten
yarıya kadar bırakmasıyla, zaten güç yüklü halatlar boşalıyor ve yelkenin bir
kısmı suya değiyor, su kapıyor ve teknenin altına DOĞRU ÇEKİLİYOR!!!
Murat yılların
yarış refleksiyle “yelken suda!” “sail in water!” komutunu önce İngilizce
sonra Türkçe veriyor çünkü Selim reis dümene hakim olmazsa yelkeni çiğneyecek
tekne, Selim çaparizi daha önceden hissedip gerekenleri çoktan yapmaya başlamış
durumda, dümeni ve ana yelkeni rahatlatıyor, arada aralıksız küfür ederek
hepimizi de rahatlatıyor. Burada
yazmanın mümkün olmadığı çeşitlikte varyasyonları dinliyoruz.
Fred durumu hızla
algılıyor ve mandarı tekrar vinçe alıp yukarıya yavaş yavaş almaya başlıyor. Bu
arada Carl panik içerisinde “derhal
yanıma 2 kişi gelsin!” diye bir emir daha veriyor ve Ben ile Murat güvenlik
halatları takılı olmaksızın öne koşmak zorunda kalıyorlar.
Hayatlarını Carl’ın
hatasını düzeltmek için riske attılar!!.
Selim sinirden
delirmek üzere, çorap geri basılıyor, yelken tekrar rüzgar doluyor ve başlangıç
durumuna geri dönüyoruz! Baş üstünde 3 kişi var üçü de tekneye bağlı değil!
Frederick bizim
neler dediğimizi anlamasa da, durumu okuduğu için tahmin edebiliyor
sinirlerimizi ve hemen “bu adamla derhal
konuşmamız lazım, şu anda 3 kişinin hayatını tehlikeye attı ve farkında değil”
diyerek bu konuşmayı daha sonra yapalım diye ekliyor. Selime dönerek, “senin bu konuşmayı yapman doğru olur”
diyerek görevi Selime yıkıyor. Selim ise “kan
şekerim yükselmeden ben bu baltayla konuşursam daha fena olur” diye kendini
sakinleştiriyor.
Bütün bunlar çok
zor olmayan koşullarda gerçekleştiği için şanslıyız. Daha yarışın birinci
gününde herşey bitecek idi.
Gece nöbetleri
yazılırken Carl Ve Selim baş başa önemli bir konuşma yaptılar; ekip uyumu,
yapılacak işin açıklanması, herkesin görevi anladığını kontrol, sonra emri
tekrarı ve uygulama. Bu işlemleri yaparken güvenlik en önde gelecek.
Bu gece bana
nöbet yazılmıyor, hasta olarak halsiz yatıyorum. Geceleyin çok güzel süratler
yapıyor yelkenli. Bir ara kalkıp baktığımda, dümende Sedat 15 mil ile planning
yaptırıyordu.
Gece sabah
döndüğünde hala kendime gelebilmiş değilim ama en azından bakteri zehirlenmesi
sona erdi. Erhan da küpeşte üzerinden çıkartmış yemeği. Ben zaten yememiştim.
Meğer Carl curry soslu ağır bir türlü yapmış. Ama bizim hassas midelerimize
göre değil bu ağır baharatlı yemekler. Umuyoruz ki sadece yemekten kusmuştur,
yoksa teknedeki kontaminasyon herkesi etkileyebilir. Klorak buluyorum bir
yerlerde, her yeri klorakla sildim oyalanmak için içerisi mis gibi klorak
kokunca, Sevgili eşim Hatice aklıma geldi, Fethiye’li olduğu için, evde klorak
kokusu olmadan rahat edemeyen Egelilerdendir kendisi.
20.11.2017
Atlantik okyanusu
Koordinatlar: 26 22' 19" N, 18 14'12"W
Sakin bir güne
uyanıyorum. Teknede gerginlik yatışmış değil, Fred, Selim’in bu kümesin horozu
olduğunu anlamış ve kabul etmiş durumda. Selim hakketmeyene saygı duyacak bir
kişilikte değil ama yolculuğun hatırı için “s.k kafalı” tespitini taktığı
kaptanı alttan alarak idare ediyor.
Carl herkes ile
gergin, miçosu Ben’i gereksiz azarlıyor. Oysa çocuk gayet iyi bir İngiliz köylü
ailesinin evladı. Babası St Andrews golf klübü üyesi desem zaten anlaşılır aile
durumu.
Carl, benim tespitime
göre, keser ustalığından kaptanlığa terfi etmiş, bilek gücüyle hayatını kazanan
bir emekçi. Geldiği yere zor gelmiş, tekne tamiratı yaparken, kısıtlı
kaynakları ile olabildiğince çabalayan bir denizci olmayı başarmış. Tekneyi
yaparken bütün karbonfiber işlerini elleriyle yapmış, çok seviyor bunu
anlatmayı. Ama esneklik konusunda, yeni bir şeyler öğrenme konusunda biraz
kapalı. Dediğim dedik, çaldığım düdük havaları Arada bir son derece sağ duyulu
tespit ve fikirleri çıkıyor, ama bir bakıyorsun yine saçma sapan bir karar
veriyor.
5 üyeli bir
balina ailesi uzağımızdan geçti, türünü anlayamadık.
Gün boyunca 60
mil kadar yol yaptık. Las Palmas / santa Lucia hattını dümdüz çizersek, bu
hattın üstünde gidiyoruz. Ancak huzursuzluğun nedeni de bu karar oldu zaten.
21.11
Koordinatlar 25 53'54"N 19 25'01"W
Hava kaldı.
Selim,
gibraltardan beri hava durumunu inceliyordu ve Atlantik hava sistemlerinin
bütün ritmini hissetmeye başladıydı. Start günü yaklaştıkça, güneye doğru
başlangıç yapmayı ve orada oluşacak rüzgarsız bölgeyi 2inci veya 3üncü gün
geçmeyi önermişti. Carl ise, batıya doğru başlayıp, kuzeyimizde oluşmuş ve gelişen
rüzgarları alarak hızlı birkaç gün gidelim. Diyordu. Ancak bir haftalık hava
tahminleri birkaç gün sonra kuzeydeki sistemin iyice kuzeye hareket edeceğini
ve güneyde, cap verde / güney Amerika hattında olan ticaret rüzgarları ile
kuzeydeki hava sitemi arasında rüzgarsız alanın yaklaşık 700 mil genişliğinde
olabileceğini gösteriyordu. Yani yanlış bir başlangıç ve kuzeye doğru giderek
yükselmek zorunda kalındığında yol 4500 mille uzayacak veya yeniden güney rota
kararı verilirse 700 millik rüzgarsız boşlukta saplanıp kalınma riski oluşacak
idi.
Selim bu nedenle
güvenliği öne alarak (çünkü kuzey cephesinde rüzgar hızlarının 40 knt ve arada
bastırdığında 50lere çıkması halinde) bu ekibin altından kalkacağı bir iş
olmadığını, gereksiz yol uzunluğunun gerektirdiği fiziki kondisyona sahip
olmayan ekibin buraya sokulmaması gerektiğini savunuyordu.
Carl ise – o
sırada bilmiyorduk, sonra ağzından kaçırdı- meğer hep güvendiği bir başka
kaptanın rotasına göre yol çizermiş! Eşinin bize hava durumu göndermesi hikayesi,
meğerse takibe alığı bu teknenin yarış rotasını Carl’a ihbardan ibaretmiş!!
Hava kalınca ve
yeni meteo raporları gelince bunlar ortaya çıktı. Carl ısrarcı ve bir gün daha
batıya gittik. Toplam 20 mil gittik desem yanlış olmaz. İkide bir koordinat aldım.
İndiğimizde haritaya işleyince daha iyi göreceğim izimizi.
Bir kaplumbağa
tek elini suyun üzerine çıkartmış yelken gibi kullanarak yanımızdan geçti.
Hayretle izledik hayvanı.
Banyo yaptı
herkes.
22/11
koordinatlar: 25 16'24"N 20 16'11"W
Gece çok az yol
yaptık. Yine 2300 mil kaldı. Bu çizginin başı 2720 idi.
Hava raporu
Selimi haklı çıkardı. Carl karar değiştiriyor, güneye dönmeliyiz.
Yeni rota 2450
milimiz var artık..
Selim dalgasını
geçiyor için için. Ama yarış bitmiş değil, güneye inip batıya dönünce güzel bir
rüzgar gözüküyor raporlarda, erken çıkanlar ve bizden 150 mil kadar önde
olanlar bu rüzgarın altında kaldılar yararlanamayacaklar,
Güneye uzanmaya
çalışıyoruz, ama hava yavaş.
23/11
25 09'53" N 20 31'04" W
25 09'53" N 20 31'04" W
rüzgar biraz
olsun çıktı.
Yeni rotamızı
tuttuk, istikametimiz –bırak cap verde’yi- afrikanın Senegali gösteriyor, geri
gidiyoruz resmen!!!
Erhan kıç
güvertede sigara içmeye çıkıyor, ama o andas manevra emri geliyor; kavança
yapılacak. Biz bulaşmayalım, yapsınlar diyerek sancak kıç üstünde oturuyor.
Fakat direği
düzgün tutan sancak back-stay halatlarının manevra öncesi boşlanması lazım.
Emir gelince sigarayı yakamadan başlıyor vinçteki halatı boşlamaya. Selim
dümenden teşekkür ediyor emekleri için.
Erhan iskele tarafına
geçiyor “bari burada rahatça sigara
içerim” diyerek.
Ne yazık ki
iskeledeki vince de, istenmeyen kavançalrı önelemek ve bumbayı bir yakada sabit
tutmak için kurulmuş olan iskele preventer halatı bağlı bu defa! Yine emir
geliyor, preventer halatını boşaltmak görevi yine en yakında duran Erhan’a
düşüyor.
“Ulan bir sigara içirmediniz” havasında
kokpite girmesi ile bu sefer manevranın devamında yapılacak işleri de üstlenmek
zorunda kalıyor, ana yelkeni iskeleden alıyor ve sancağa salıyor.
“bari içeri gireyim” derken bu defa da
genova iskotalarının boşlarının alınması işi Erhan’ın üstüne yıkılıyor.
Bir manevrada
gereken işlerin tümünü tek başına yapmış olarak sesleniyor herkes “bakın son defa gösteriyorum!”
Harika bir gün
batımı var. herkes fotoğraflar çekiyor.
Yemek işi Janine
hanımda. Güzel bir tavuk yemeği yapıyor, son tavuk paketi de böylece bitti.
Erken bozulacağı için tüketim sırası var herşeyin.
Şimdiden 2 ekmek
küflendi ve denize gitti bile.
Gece rüzgar hızlanıyor
15 knot. Kalan mil 2400 rakamını tekrar geçiyoruz.
24/11
Fırtına!
sabaha kadar
rüzgara karşı gidiyoruz, rüzgarın hızı 25 knot!!
Neyse ki dalga
yok, sadece 30 derece yatmış teknede uyumaya çalışıyor nöbet dışındakiler.
Erhan’ın hatch
içeri su almış, yatak ıslak. 3-6 nöbetinden sonra uyumaya gitmiyor muratla
benim nöbette yanımızda kalıyor.
Sabah karşı yorgunluktan
baygın bir şekilde pruvadaki yatağına gidiyor.
Sular hırçın ama
yakamoz güzel, bu noctulia scintillans
planktonunu fotoğraflamak mümkün olsa harika görüntüler verecek.
Ancak, güneş
çıktı, dalga tekrar başladı. Sanki egedeyiz ve kuzeye tırmanıyoruz, aynı
denizler.
27 mil rüzgarda, 3
metre dalgalara tırmanıp kafayı gümm! Diye vurdukça önde yatanın böbrek taşı
varsa düşürtecek cinsten bir akdeniz havası. Tavada omlet çevirmek için
zıplatmak gibi herşeyi hoplatıyor. Geceleyin eski ve kilidi bozuk bir vinç
kilidi zıplayıp vinç üstünden denize gittiydi zaten ama Carl’a söylememeye
karar veriyoruz. Arıza çıkartacak, eski kolun en az 10 tane yedeğini zulalanmış
olduğu kesin fakat illa ki kilidi bozuk olanı kullanacak. Adam malzeme
tasarrufu ile bu günlere gelmiş.
Ana yelkeni
birinci camadana vuruyoruz. Hava iyice sertledi. 6 beaufort esasen fazla bir
rüzgar olmasa da, hem rüzgara karşı gidip hem de dalgaların yüksekliği arttıkça
zorluyor herkesi.
Kahvaltı cereal
ve kuru şeylerle yapılıyor.
14:00
kuzeye doğru
hareket edeceğini sandığımız cephe kuzey doğuya dönüyor. Bu daha fazla rüzgar
ve daha fazla squall, ani yağmur ihtimali demek. Yelkene bir camadan daha
vuruyoruz. Rüzgar 33 knot, iki camadan ve iyice küçülmüş ana yelken yüzeyiyle
hızımız rüzgara karşı 9 knot.
18:00
akşam yemeği
pişirmek mümkün olsun diye ana yelkeni tamamen aşağı alıyoruz. Ton balıklı
makarnayı pas geçiyorum. Sadece genovayla 9 knot yapmaya devam ediyoruz.
Fırtınaya dönüşen hava 8 beaufort gösteriyor. 37knot rüzgar var. Dalgalar
nedeniyle çok rahatsız bir geceye hazırlanıyoruz.
Erhan’ın yatağı
ön tarafta uyuması mümkün değil. Perişan ama morali yüksek, türkü çağırıyor;
“derelerin çakılı
nerden aldın bu akılı”
Gece sancak
tarafındaki squall (fırtınayla karışık yağmur) grubu üzerimize gelmeye devam
ediyor. Ana yelken aşağıda, sadece 3 jib ile gidiyoruz, bundan bir sonrası
fırtına yelkeni zaten.
Arada bir 40 knot
geçen rüzgarlarla korkunç çalkantılar içerisinde ön tarafta yatan Ben, büyük
bir dalgada tüm tekne yunus gibi dalıp
çıkınca, uykusunda bir çığlık atıyor, sonra tekrar bayılıyor. Selim bütün günü
hafif uyuyarak geçirmeye çalışmıştı, geceye hazır olduğunu tüm gece boyunca
dümenin başından ayrılmayarak belli ediyor. Carl bu defa bizim reisin işine
karışmıyor. Durumun ciddiyetinin farkında.
25.11.
koordinat 21 40'34"N 22 13'27"W
Gece boyunca hava
hırçınlığını sürdürdüyse de, ya biz alıştık fırtınaya, ya o bizi affediyor
artık. Ritmimiz dalgalara daha uyumlu, fazla hoplamıyoruz, ön taraftakiler
sabaha karşı biraz uyumayı başarmışlardır.
kahvaltı rahat
geçti hava 30 knot, 3J genovayla yola devam.
Diğer yarışçılardan
haber geliyor. Kuzeyden gidenlerin kafası karışmış durumda, birçoğu güneye
dönmüşler. Yani bizim karar değiştirmemiz daha erken olduğu için seviniyoruz. Selim
“the prophet” bunları öngörmüştü ve yüksek olasılıkla kuzey rotasının başlangıcında
aldananların kaderini tahmin etmişti. Bütün Bu teknelerin güneyi tutması daha
uzun sürecek, Carl “ 20 günlük bir ARC olacak bu” diyor. Bizim yarıştaki
durumumuz 9unculuk şu anda. Ancak güneydeki trade winds bindiğimize umuyoruz
ki, kuzey doğu ve doğudan gelecek düzenli rüzgarlar ile 8, 9 mil hızları
koruyup hızla aşacağız denizleri.
26.11
koordinat 20 18'49"N 21 27'01"W
12-3 benim nöbeti
selim tutmuş, ben de sedatın yerine geçtim, geceleyin 3-6 nöbetindeyim.
Hava iyice kaldı.
3 knot rüzgar, 1.2 knot akıntı ile gidiyormuyuz, duruyormuyuz belli değil.
Hızımız sıfır çoğunlukla.
İki hava cephesi
arasındaki boşluğu geçiyoruz. Bizden sonra karar verenler bakımından bu boşluk
biraz daha genişlemiş olacak, yani kuzey rotasında inat edenlerin kaderini
bilmiyoruz ama güneye bizden sonra karar verenler bakımından bu bir avantaj
gibi gözüküyor.
Ama ana yelken
inmiş biçimde uykuya çekilirken benim endişem bu koskoca boşluğun ortasında
daha ne kadar çakılı kalacağımız üzerinde.
Banyo yapıyoruz,
günlerin sıkıntısını üzerimizden attık.
Selim bir boy
büyük spinakeri basmak görüşünde, saatte 1 mil farketse bile.
Yemek düzeni
sorun olmaya devam ediyor, baharatı ve eti az yemekler yemek istiyoruz, ama
Carl önce dolaptakiler bitsin sonra makarnaya geçeriz düşüncesinde. Öğlen dürüm
ce salam filan yemek zorunda kalıyoruz. Bir dahaki okyanus geçiş seferi için
çok önemli dersler bunlar.
En büyük
asimetrik basılı, ikinci flok açılmış durumda, ana yelken full geniş apaz
kuzeybatıdan aldığımız rüzgar ile seyrediyoruz. Hızımız 9 mil civarında, rüzgar
hızından hızlıyız. Selim keyifle dümen tutuyor, otopilota bırakmadı dümeni.
Bütün yelkenlerimiz açık ve çok güzel seyir yapıyoruz.
Yunus aileleri
ziyarete geliyor arada bir, heyecanla bize bakıyorlar. Uzun süre bizimle
kaldılar. Akdenizdekilerden farklı bir tür.
Uçan balıkları ilk
görene ödül vardı Selim kapıyor ödülü.
Artık yönümüz
batıya dönmüş durumda trade denilen rüzgarları yakaladık; iki büyük hava
sisteminin çarpışmasından oluşan sabit bu rüzgarlar açtı batının yolunu
avrupaya…
Carl yol uzun olacak
diye öğlen yemeğinde yine sandviç benzerlerini tüketmek görüşünde, akşama da
chili con carne yapacak… yandık. Baharatsız şekilde yap diyoruz, yanına pilav
koy, Sedat ve Erhan pilava bezelye katıp yiyecekler.
Yorumlar
Yorum Gönder