Passage 27Nov-09Dec
27.11.2017
koordinat 17 58'10" N 23 56'58" W
sabah 02:30
Gece benim nöbet 03’de
başlıyor muratla beraber. Ama 2.30da uyandım, manevra yapılacak.
Büyük spinakeri
açacağız, yani ana direğe bir gönder basılacak, ana yelken bir yakaya alınıp –istenmeyen
ani kavança yapmaması için- sabitlenecek ve büyük yelken bu yeni göndere açılarak
ters tarafa, diğer yakaya basılacak, büyük bir “ayı bacağı” şekli, verilerek
arkadan gelen rüzgarla gidilecek.
Manevra bir
faciaya dönüşmeden Carl vazgeçiyor. Manevrayı bilmeyene Anlatmak uzun sürer,
özeti; baş üstünde Carl gece yarısı kontrolü kaybediyor, halatların ne işe
yaradığını karıştırıyor ve tehlike yaratıyor, murat baş üstünde ve sakin
kendisini tekneye bağlamış ve güvenlik önlemini almış durumda, emir eri
şeklinde hareket ediyor. Ben ise, zavallı miço, devamlı azar işitiyor ve Carl
kontrolü kaybettikçe arka kokpite bağırıyor. Frederick uyanıp manevraya destek
için hazırlanmıştı, murat emirleri iletirken ona da bağırıyor. Carl’ın kelime
haznesi kısıtlı örneğin İngilizcesi zaten sınırlı Fred’e “onu indir” diyor, “o
ne” diye sorduğunda soruyu anlamıyor, Murat’a ne yapıyoruz diye sorup, soruyu
Carl’a iletmesini istediğinde, “tekne buradan idare edilir, murata emir verme”
diye bağırıyor vs vs.. bu adamı kısa bir sürede eğitmemiz mümkün değil. Tehlike
yaratmaması tek önceliğimiz.
Manevradan
vazgeçip, göndere genovayı bağlayıp, ufak bir ayı bacağı yapıyoruz. Fred çok
sinirlendi, güvenlik sıfır adamda diyor, ne yaptığını bilmediği ortaya çıktıkça
panikliyor ve bağırdıkça da ne dediği anlaşılmıyor.
Sabah tekrar
konuşacağız adamla. Ama Selim’in tabiri bu “s.k kafalı” heriften bir çorba
olmayacağı yönünde, ince ince dalgasını geçiyor, marangoz olmuş ama kendisini
yarışçı sanıyor, bize ve Fred’e tek talimatı var, enayi işler emrettiğinde ne
istediğini net olarak açıklamazsa yapmayın ve kendinizi tekneye hep bağlı
tutun. Oyuncak emanet edilmez bu adama. Dünkü paniğini yaşarken Murat baş
üstünde adamın yanındaydı; hiçbir uyarıyı dinlemeyip, spinaker mandarını yanlış
bağladıktan sonra, manevra ortasında oturup, Halatların sırasını parmaklarıyla
tekrar etmeye filan başlamış, ilk okul çocuğunun parmaklarıyla matematik
çözmesi misali. Şaşkınlığı ve tereddütünün bedelini herkes ödeyecek ama
sorumluluk sıfır adamda.
Üzülüyorum adama
ama yapacak bir şey yok. Gel tezkere gel. Bir sakatlık yaratmadan bu adam ile
olan yolculuk bitsin diye bakıyorum.
Dünkü yunuslar
geceleyin arada bir gözüktüler, yakamoz içinde torpil gibi gidişleri
muhteşemdi.
Kahvaltı sorunsuz
geçti, bulaşık filan derken ortam biraz gevşedi, Fred’in kız arkadaşı “janine
yenge” de Fred’e aynı uyarıları söylüyor, “bu tatili uzun yıllardır planladın,
sinirlenme” diyor.
Bir sürü uçan
balık görüyoruz. Yıllar önce gece birinin üzerine oturmuştum, kokusu pek
çekilir şey değil. Bakalım geceleyin güverteye takılan olacak mı?
Cap verde’ye
neredeyse vardık, bizi geçmiş ve önümüzdeki rakiplerden birisi Mindalo şehrinin
limanına girmiş ve sanıyoruz yarış dışı kalmış durumda.
4562 mil!!!
Uzaktaki ve pasifikteki bir geminin sinyali bizde AIS alarmı veriyor!
Stratosferden çarpıp dönen sinyaller olsa gerek, bu mesafeden bu sinyali gayet
net olarak almak garip bir duygu. Taaa pasifik okyanusundan bir sinyal bize
ulaşıyor.
Sedat güzel bir
matriks sipariş etti eve, evdekiler biraz çalışacak ve yb race app üzerinden
son durum ekran görüntüsünü alıp, tıpkı amiral battı oynar gibi; 20x20 bir
tablo üzerinde, bizim pozisyonumuza oranla rakipleri işaretleyecekler ve sadece
bu adres bilgilerini email ile gönderecekler, böylece iridium telefon zamanı
fazla harcamadan rakiplerin durumunu öğrenmiş olacağız. Sistem gayet iyi
işliyor, şaka maka en önlerde yer alıyoruz.
Selimin dediğini
baştan yapsa idik, şu anda rakiplerin 250 mil önünde olurduk ve bu teknenin
görüp göreceği en üstün dereceyi alırdık. Şu anda bilemiyoruz, arkamızdaki bazı
rakipler havasız kaldılar ama bir gün sonra onlar da rüzgara girecek, bizden
daha hızlı olduklarından kalan yolda bizi geçme olasılıkları var. Hem gerçek
zamanda hem de handikapta kazanmak güzel olurdu.
Akşamüstü
sancağımızda bir ARC teknesi daha var, mindalo limanına rota vermiş, 11 metre
Chablis yelkenlisi. Zor gözüküyor. 2.5 mil kadar yakınımızdan geçerken aşırı
sallanmasından ana yelkenin basılı olmadığını anlıyoruz, sadece genova ,le
gidiyorlar. Kanal 16 çağrılarımıza cevap vermediler. Sanırım sorunları büyük,
limana sığınacaklar.
Carl akşam harika
bir yemek yapıyor. Spagetti carbonara. Hemen yemeğin adı “carlbonara” şekline
dönüşüyor. Üzerinde yumurta sarısına kadar hepsini üşenmeden yapıyor,
alkışlıyoruz.
Bu kesim Cap verdeden santa luciaya gidişi
anlatır.
28.11
koordinat 16 13'44" N 27 49'58" W
bugün 2.000 mil
markını geçtik. Rom ve sıcak kola eşliğinde, plastik bardaklarda kutladık. Yol azalmaya başladı nihayet. Geldiğimiz yolun uzunluğu 1.200
mil ama santa lucia’ya kuş uçuşu yaklaşmak ölçütünden bakarsak ancak 700 mil
gelmiş durumdayız.
Güzel bir ketch
donanımlı tekneyi geçtik, bir başka yarışçıyı da geride bıraktık. Bunlar 10 mil
uzağımızda bile olsalar biraz heyecan oluyor başka bir tekneyi görmek.
Spinaker basma
manevrası sorunsuz geçti. Selim dümende ve güzel hız yapıyoruz; 16 mil rüzgarda
14 mile vurduk bir ara. Dalgalara binince –planning- surf yapar gibi gidiyoruz.
Öğlen yemekleri
geçiştirme şeklinde, akşam ise biraz daha yemek şeklinde oluyor. Bu akşam kara
mercimek yapıyorum etoburlar için de tas kebabı yaptım. Baharatsız ve natürel lezzetler
bana yetiyor bir tek homurdanan Carl. Alışmış yoğun baharatlı yemeye,
basitleşince damağı tad almıyor.
Ama gerek Erhan,
gerek Sedat bıktılar bu adamın etoburluğundan ve baharatlarından. Gut hastalığı
bulacak adam, devamlı et protein yiyor.
Bugün 200 mil
yapıyoruz son 24 saatte. Selim bütün gün dümen tutunca maximum gidiyoruz. Ama
çok yorucu bir iş, nöbetleşe yapılması lazım.
Merkezden gelen
habere göre hedefe doğru en hızla yaklaşan tekne durumundayız. Bizim
önümüzdekiler sadece başlangıçta tereddütülü rotamız nedeniyle bizi geçmiş
durumdalar.
Bu tekneyi
tarihinde ilk defa dereceye sokmak gibi bir hedef yaptı kendine Selim. Ama en
büyük handikapı teknenin sahibi, bu adam oldukça çapariz bizi bulur, huzursuz
birisi.
29.11
koordinat 16 01'11" N 29 01243" W
Sakin bir gün,
gelen haberlere göre en çok mil yapmış 2inci yelkenliyiz. Selim insanüstü bit
çabayla dümeni kimseye bırakmıyor.
Moraller düzgün,
Erhan şiirler patlatıyor;
“bana bir bilet kes, can kenarından olsun”
“koca okyanusta boğulmaz da insan, bir kaşık
sevdada boğulur”
“sende gördüğümü görecekler diye ödüm kopuyor”
“salıncak sırası bekleyen çocuk gibi bekledim
seni, biraz ürkek, biraz başkası kapar mı korkusu”
demiş çeşitli
şairler…
15 paralele
inmemiz lazımmış nedense, orada rüzgar biraz daha hızlı gelecekmiş. Hava durumu
/grib raporunu analiz etmek bir marifet. Aşağı inmek ise kolay değil; çünkü
rüzgar tam doğudan gelmeye başladı yelken ayarları güney batıda ilerlemeyi
zorlaştırıyor, hedefimiz batı.
Çok sıcak bastı,
güneş çıplak bir şekilde vuruyor. Heryer uçan balık dolu, bu hesapla atlantiğin
buralarının yüzeyi hep uçan balık olmalı. Nasıl çoğalıyor bu meret merak ettim,
fırsat bulunca bakılacaklar konusuna bu da eklendi.
Öğleden sonra bir
balina yanımızda beliriyor. 10 metre yanımızda sudan çıktı, şaşırdık,
bağrıştık. Yavaşça yüzerek uzaklaştı. Koskoca bir hayvan, en az 10 metre idi
boyu. Türünü pek bilemiyorum, ama kafası uzun filan olunca ispermeçet balinası
oluyordu sanırım.
Geçen yılki ARC
yarışında bir yelkenli ile balina çarpışmış, yelkenlinin salmasına takılan
balinanın beli kırılıp ölmüş ve salmayla gövde arasına sıkışmış, saatlerce
kurtaramamışlar. Sonra geri vitese takarak geri geri gidip kurtulmuşlar, bu
sırada ise balinanın eşi tekneye hep yaslanıp mücadele etmek istiyormuş. Çok
üzüldüm. Kızım Eda duysa bunu hemen ağlamaya başlardı diye düşündüm. Acaba bu
balina geçen yıl eşini kaybeden miydi? Diye hüzünler bastı bir süre boyunca.
Bir yunus sürüsü
neşe ile yanımıza hoplaya zıplaya geliyor, tenefüse çıkan çocuklar gibi
etrafımızı sarıyorlar. Bir süre zıplaya hoplaya eşlik ediyorlar bize, sonra
arkamızdaki sularda oynaşıp dağılıyorlar. 50 kadar vardı, gördüğüm en kalabalık
yunus grubu bu güne kadar.
Spinaker ve ana
yelkenle devam ediyoruz, Selim dümeni bırakmıyor, bu da bize ekstradan en az
saatte 2 mil daha kazandırıyor.
Akşam üstü
çapariz Carl, başka bir yelken düzeni öneriyor; ana yelkeni indirecek, bumbaya
spinakeri bağlayacak ve genovayı göndere alıp ayı bacağı basacak. Selim
gülüyor, yelkenin çalışma şekline aykırı deyip aerodinamik dersi veriyor. Ama
Carl çaparize takılmazsa rahat etmeyen, bela yoksa yaratan cinsten cahil.
Frederick ile
kuruyorlar düzeni, hızımız 2 mil yavaşlıyor. Bir süre devam ettikten sonra
yeniden eski düzene dönüyoruz.
Bundan böyle
Frederick’e Fred denmeyecek, isveçce de başka anlamı varmış, barışçıl insan
demekmiş. Herhalde Vikinglerde bu bir hakaret oluyor.
Gece düzenine
geçmek yerine gece de dümen tutmayı öneriyor Selim. Ama Carl'ın cohones boyutu buna uygun değil.
30.11
koordinat 15 57'25" N 30 10'56" W
Selim Gece 3 e
kadar dümen tutuyor. Erhan zaten gecelerin baş aktörü durumunda, bütün
nöbetlerde, fıkra ve esprileriyle herkese destek oluyor.
Sonra Carl dümeni
aldı, bir saat kadar sonra “bu kadar konsantrasyonu ben yapamıyorum, sadece
fiziksel değil, psikoloji olarak da çok zor” deyip, gece yarısı düzen
değiştiriyor, genovayı ayı bacağı basıyor Sedat ve Ben. Otopilotla gidiyoruz.
Aşağı ineceğiz 15
paralele derken, bu düzenle 16 paralele çıkıyoruz yine. Perhiz ve lahana
turşusu alakası. Batıya gidiyoruz ya, bence sorun yok.
Aşağıdaki rüzgar
rivayeti bakalım hala duruyor muydu?
01.12
koordinat 14 01'46" N 35 25'43" W
Rüzgar 15 ile 20
knot hızında ve tam iğnecikten esiyor.
14üncü paralele
kadar indik artık.
Rotamızda
gidebilmek için spinaker bastığımızda bir açı vermek zorundayız, yani zigzag
yapmak zorundayız, bu da süratimizi artırsa bile, tekrar tiramola atmak zorunda
olduğumuz için yolumuzu uzatıyor. Selim hesabını yaptı, tabii ki tiramola yapmalıyız diyor ama korku var tekne sahibinde.
Tam arkadan gelen rüzgarda yapılacak tek
çözüm fil kulağı / ayı bacağı şeklinde basmak. Bunu da geceleri yapıyoruz.
Dalgalar nedeniyle sağa sola sallanmayı artıran, keyifsiz bir düzen.
Arıza Carl, büyük
spinakeri çıkartmayı nihayet kabul etti. Yelken dolabında kayıtlı olduğu için
handikapı aleyhimize çeviren bu yelkeni kullanabilirsek kullanmamız lazım.
Sebebi anlaşıldı,
adam bunu basmayı bilmiyor. Bu spinaker klasik, yani snaffer’i , çorabı yok. Neyse
sorunsuz bir şekilde bizim ekip bunu basıyor, Selim bütün gün dümende keyifli
bir seyir yaptırıyor ama yorgunluktan perişan oldu. Carl “hesapta kaptan”
dümeni almaya korkuyor, çünkü açıyı kaçırırsa spinakerin dolanması tehlikesi
var, rüzgara derin gitmeyi bilmiyor. Kendi teknesini süremiyor.
İndirme zamanı
geldiğinde ise, arıza adam yine saçmalamaya başlıyor, önce “tack line” yani
yelkenin tekneye bağlandığı ucu bırakacakmış!!! Böyle bir manevra yok!!, yelken
denize uçmasa bile, yukarı uçar gider ve tekrar içeri alınamaz hale gelir, ucunu tutmaya
kalkanı, kolundan tuttuğu gibi çeker denize alır!!! halat bir boşalıp bir dolarken bir uzantısına dolansa insanın kopartır götürür!!
Manevranın nasıl
olması gerektiğini Selimden tam olarak öğrenip, Frederick’e anlatıyorum. Kendi
yelkenlisinde bu yelkeni hiç basmamış, bilmiyor.
Çorapsız
spinakeri indirmeden önce, ana yelkeni biraz kapatıp, genovayı spinakerin önüne
çekmek lazım. Böylece rüzgarsız kalan koca yelken yavaşça çökerken kenardan
içeri alınır. Sorun çıkmaz. Frederick manevrayı Carl’a anlatıyor, anlamadı, bir
baş üstüne bir arkaya gelip gidiyor. Parmaklarına bakarak hesaplar yapıyor. Bir sürü hatası var ama düzeltmeyi bilmiyor.
Cenovayı ön istiralyaya/ furling sardıktan sonra, bunun iskotalarını çözmüş
mesela, sonra da yanlış takmış. Balonu dışarıdan basacağına her defasında bu
iskotaların içerisinden basıyor, sonra iskotaları çözüp yeniden bağlıyor.
Bildiği şekil bu imiş!! düzgünü gösterildiğinde anlayamıyor.
Neyse sorunsuz
bir biçimde Selimin talimatları ile, önce genova açılıp spinaker söndürülerek manevra tamamlanıyor ve rahat ediyoruz.
Bu teknede bir de
Carl handicapı var.
Selim dümeni Erhan'a bırakıyor, Carl'a güveneceğime sana güvenirim diyerek. Kafası bozulup aşağı iniyor.
Erhan, yavaş ve
güzel bir biçimde Carl’ı haşlıyor; insan olmanın nasıl bir şey olduğunu nazikçe
öğretiyor. Defalarca özür diliyor Carl, bağırırken kendisini kaybettiği için.
02.12.2017
Koordinat 14 31'28" N 42 05'15"W
Sorunsuz bir gün,
hava çok sıcak, hepimiz güneşten yandık.
Saat 15:00
Alarm!!!
Selim dümenden
bağırıyor, “herkes güverteye!!! Balon mandarı patladı sanırım!!” diyor, 2 dilde.
Hava düzgün,
aşırı bir dalga yok, sancak kıç bodoslamadan, geniş apaz 15 kt esiyor, yani bşr sorun çıkması ihtimali az olan bir durum... ne oldu
ki acaba? derken; Bir bakıyoruz ki, mandar patlamamış ama boylu boyunca emektar yelken
yırtılmış ve suya inmiş durumda, Selim dümende gerekli manevrayı yaparak yırtık
yelkenin teknenin altına kaçıp, salmaya, yekeye veya pervaneye dolanmasını
engelliyor, ama derhal müdahale edilmesi gerekli!
Murat çoktan can
yeleğini takıp başüstüne fırlamış durumda, neyse ki bu defa can halatı ile
bağlı tekneye. Bu durumda yelkenin içine fazla su dolmadan, tekneye bağlı
olduğu noktadan, yani ön taraftan hemen içeri alınmaya başlanması çok önemli. Murat yarışlarda defalarca
spinaker patlatması yaşamış olduğundan yapılacak işleri bilerek hemen tepki
veriyor.
Ama bu gibi durumlara hazırlıklı olmayan tekne sahibi Carl açısından,
ne olduğunu anlayıncaya kadar "kimse kımıldamasın!!" diye bağırarak komut verince, yelken
yavaşça suyu içine alıp, iskele yakasından aşağı batmaya başlıyor, bu arada alt
yakayı da yırttıkça yırtıyor.
Acemi yarışçının
tereddütü geçip, durumu anlayınca, nihayet el birliği ile yırtık ve su dolmuş hamur gibi olmuş yelken, gerekenden uzun süre içerisinde ve gerekenden fazla emek harcayarak nihayet içeri
alınıyor. Eski bir yelken idi, 15- 17 knot esen havada yırtılması mümkün
olmayan, 35-40 kt havalara dayanabilen 90gr kumaştan mamül, Doyle marka, 2001 yılı imalatı olduğu torbasından anlaşılıyor. Çıkma
olarak başka bir tekneden gelmiş, ama belli ki yıllardır baş altında beklemekten çürümüş ve iki gündür
fazla çalışınca isyan etti.
Carl sinirli “bu kadar germeyecektik bunun
mandarını” filan diye geveleyip, suçu birilerine atmak hevesinde. Ben
dayanamayıp yelkenin yaşını soruyorum, cevap yok, susuyor. Ama rahatlamış
durumda, alıştığı düzene döndü: yarışçı imiş gibi, gezi teknesi donanımında
gidelim..
Gün boyunca başka
olay olmuyor. Santa lucia’daki tamirci kötüymüş, antigua’ya götürürüm 200 mil,
orada yaptırırım diyor Carl. Zaten bunların sigortası olması lazım, tamirat
bizi ilgilendirmediğinden konuyu kapatıyoruz.
Ayı bacağı düzeni
ile ortalama 7 kt seviyesine düştü hızımız. En az bir gün kaybedeceğiz. Selim
böyle tahminler yapıldıkça sinirleniyor, bırakın bunları günlük işlerimizi
yapalım, menzile varacağız nasıl olsa diyor.
Sargassos
yosunları öbek öbek günlerdir devam ediyor, uçan balıklar da keza. 14 ve 15
paraleller arasında yüzeyde bir ekosistem var. Bu konuyu da internete
bağlanınca araştırılacaklar arasına not ettim.
03.12.2017
Koordinat 14 31'28" N 42 05'15" W
Spinaker
patladıktan sonra Carl normale döndü, gezi havasında gideceğiz artık. Ayıbacağı
düzeninde yelken basarak yavaş yavaş hedefe doğru topallıyoruz. İnce kuyruklu
güzel bir kuş yanımızda uçuyor bir süre.
Iridium uydu
telefonu sistemini kullanarak evi arıyorum, “tam da senin ne kadar bencil olduğunu konuşuyorduk” diye, nazire
ile telefonu açan sevgili eşim Hatice ve kızım Eda’nın sesini duymak iyi geldi.
Balık tutmaya
karar verdik. Gibraltardan aldığımız pembe renkli kalamar şeklindeki yemi
takıp, oltayı salıyoruz. Teknede misina varmış neye ki, onu kullandık, yoksa
biz misina almamıştık. Yağmur duasına şemsiyesiz gitmek gibi bir balıkçılık
işte..
Akşam güneş
batarken bir lambuka (mahi mahi) balığı atlıyor, kuyruk hariç 1 metrelik koca
bir balık. Rengarenk bir derisi var. Gece karanlığı çöktüğünden flaşlarla
birkaç resmini çekiyoruz. Liman şehri South Hampton doğumlu Carl, daha olta
toplanırken tahtayı ve bıçağı çıkartıp kıç küpeşte üzerinde kasap pozisyonunu
aldı bile, hemen filetolara girişiyor, galsamalardan içeriye doğru etil alkol
dökmek işe yaradı. Fazla etraf kana bulanmadan önce tulumu çıkartıp, sonra
filetoları alıyor. Denizlerin tavuğu imiş lakabı. Beyaz etli güzel bir izlenimi
var, ama gece gece bana hiç cazip gelmiyor bu iş, nöbet 12-3 arasında
olacağından yatmaya gidiyorum.
Nasıl pişecek bu
meret?
04.12.2017
koordinat 14 03'38" N 45 23'42" W
Geceleyin bizim
nöbette 1000 mil hedefine ulaşamadan 1003 mil kala bıraktık. Sedat 1000 mili
geçti. Bundan sonrası yokuş aşağı.
İstanbul-bodrum
arasında her yıl düzenli yapılan “aşağı yarışı” yaklaşık 400 mil. Yani
alışılmış mesafelere geldik artık. Kolayca biter bu Atlantik inşallah.
Atlantik
ortasında soğuk bira ile 1000 mil kutlaması yaptık.
Akşama lambuka
pişecek, bir kısmı baharatlı, bir kısmını ise limonlu buğulama yapacak Carl.
Sedat ise, gelenek
haline gelmiş irmik helvasını yapmak için girişimlere başladı. Ancak, irmik yok, daha kalın kuskus var. Haliyle biraz kaba oluyor, küğnerleri (çam fıstığı) içine atıp, kalan son
tereyağını da boca edip girişiyor helvayı kavurmaya.
2 tüp gaz bitmiş
durumda, ilk defa oluyormuş, çok gaz harcadığımız için şikayetçi Carl. İlk defa
3 üncü ve sonuncu tüpü devreye aldı. Bakalım yol sonuna kadar yetecek mi?
Lambuka pişiyor,
sıfır lezzette bir balık, tekstür ve renk olarak güzel, sinagriti andırıyor ama
balık lezzeti yok. Neden deniz tavuğu denildiğini de tadarak anlamış olduk.
Helvayı da üstüne güzelce yiyoruz. Gün bitiyor.
Gündüzleri Selim
dümen tuttuğunda 10 mil hızları yakalasak da, geceleyin rüzgar 25 knot gibi
hızlara çıksa bile, otopilot ile, -genelde 17 kts civarında rüzgarla- saatte 7
kts yaparak hedefe yaklaşıyoruz.
05.12.2017
koordinat 13 28'34" N 49 29'07" W
Günlerdir ne
yapıyoruz diye baktığımda; 16 ile 13 paraleller arasında uzun bacaklı
kavançalar yapıp duruyoruz. Varışımıza ne kadar gün kaldığına dair hesaplar
yapılıyor. Bir aksilik olmazsa son 800 mili de ayın 9una kadar geçmiş
olacağımızı düşünüyorum. Gece vakti varacağız gibi geliyor.
Rakiplerin
bazılarından haber geliyor, bizden çok önde değiller.
ARC teknelerinden
birisinin motoru arıza yapmış, ne navigasyon, ne telsiz, ne de ışıkları kalmış
durumda. Su yapıcıları da çalışmıyormuş. Dikkatli gece seyri yapmamız
isteniyor, etrafta hayalet bir tekne var.
Bizim başımıza da
gelebilir idi, ilk teknenin arıza durumları aklımıza geliyor. Umuyoruz bir
sorun yaşamadan varırlar St Lucia’ya.
Akşam üstü
dalgalar siyah çakmak taşları, obsidiyenler gibi parlıyor, sürreel bir görüntü
var, başüstünde oturdum baka kaldım, can yeleklerinin takılması emri gelince zoraki geriye döndüm.
06.12.2017
12 36'46" N 48 27'50" W
olaysız bir güne
uyandık. Geç de olsa spinakeri açtık ve Selim reisin idaresinde çok güzel seyir
yapıyoruz. Moraller iyi.
Saat 13:00
ALARMMM!!!
Sancak borda da,
bacakları sallandırmadan, Murat ile beraber oturuyoruz. Sudan garip, büyük bir şey
çıkarak şekillenmeye başlıyor!!
Selim dümende
dili tutulmuş bakıyor, Sedat onun yanında o da “heeeeyyyy!!!” diye bağırmaya
başlarken, sudan koskoca bir kuyruk yükseliyor!!!
Açık kahverengi,
gri arası bir kuyruk, ben yarısını görüyorum sadece, o salise içinde “çırpınan dev bir
köpekbalığı mı acaba?” diye düşünmeye fırsat bulamadan kuyruk Murat ve benim
üzerime doğru güm!!!! Diye iniyor!!!
[Eğer bir köpek
balığıysa, -ki benim görüşüme göre karnı beyaz idi ve kuyruk belirgin şekilde
idi- çok büyük boyda bir whale shark, balina köpekbalığı olabilir. Hızla hareket etme yeteneği
köpekbalığı ihtimalini artıyor bence.]
Kuyruk benim sol
yanımdan sıyırıp geçerken, geri takla ile kokpite yuvarlanmaktayım. O sırada
Murat’ın kafasını kuyruğa vurduğunu ve benim gibi ters bir takla ile kokpite
doğru düştüğünü görüyorum!!!
Yarışlarda olduğu
gibi, bacakları sallandırarak kenarda oturuyor olsaydık; Her ikimiz bacağı da
şu anda onlarca yerinden kırılmış ve ezilmiş olacaktı!! Günlerce yolumuz olduğu
ve sahil koruma helikopteri menzilinde bile olmadığımız düşünülürse, çok şanslı
olduğumuza sevindik.
Sevenlerimizi, bekleyenlerimizi yalnız bırakma tehlikesini böylece atlatmış olduk. Murat’ta biraz hasar var,
geriye doğru takla atarken eli sıkıştı ve derince kesilip, kanadı, biraz
şişiyor ama ölümcül bir tehlike yok. Buzluktaki etlerle kompres yapıyoruz.
Balina olduğu
görüşü de taraftar topluyor, simetrik bir kuyruk görenler de var. Bu durumda
balina da olabilir, ben sadece tek kuyruk görebildim geri yuvarlanırken. 10
metre civarında bir boyu olması lazım her ne ise, çünkü kokpite giren kısmını
su kesime kadar ölçsek zaten 4 metreden fazla gelir!!!
Murat günün
fenomenini yapmış oluyor; Atlantik ortasında balina kuyruğuna kafa atan adam!!!
Bunu anlattığımızda kimse inanmaz. Olacak iş değil!
Yıldızları saymış
bir süre! Dizlerinin hayvana sürtülen yerleri zımparalanmış gibi.
Murat’ın eski mesleği
balık ticareti; daha önceki okyanus geçişlerinden birisinde, traş olurken
lombozdan içeriye giren uçan balık suratına çarpmış! Şimdi ise balina! Var bir
iş.
Tam neler olup
bittiğini tartışırken ve hayatımızda ilk defa başımıza gelen bu olayı anlamaya
çalışırken, Ben, küpeştenin kenarından sarkıp bakıyor; Küpeştede hasar var!
Çarptığı yerde büyük hayvan koca bir iz bırakmış, jelkot (gel coat) sıyrılmış, neyse teknede
kırık yok. Ancak, bulunduğumuz noktadaki vardavela burkulmuş ve gevşemiş! Nasıl bir güç ile
yaslandıysa kuyruk, bileğim kalınlığındaki paslanmaz vardavelayı büküp, yerinden
oynatmış!!
Dümene değmiş
olsa, dümeni yamultsa veya kırsa daha 600 mil var önümüzde. Emergency ayarlara
geçmek gerekecekti. Dümenin de verilmiş sadakası varmış!!!
Hayvanın bize
çarptığı taraf sancak kıç omuzluğumuz; Janine yengenin odası yani. Kendisi
içeride çarpma sesi ile fırlayınca araba kazası oldu sanmış: "batacağımız kesin" deyip, can yeleğini takmış ve birkaç değerli eşyasını eline alıp, emirleri beklemeye
başlamış durumda. O da herkesle beraber rahatlıyor. Sadece çarpıp gitti
yaratık.
Rahatlayıp durum
analizlerini tekrar edip, birbirimizle şakalaşırken Selim aniden bağırıyor!!!:
13:30
“Kite at the
water!!!, I need hands on the board guys!!!”
“Balon suya
düştü!!! Herkes güverteye millet!!!”
Başüstüne
bakıyorum muhtemelen bu defa yırtılma değil, mandar patlaması geldi
başımıza!!!!
Durumu analiz
etmeye vakit yok, çoraplı (snaffer) spinaker asimetrik balonumuz suda sürükleniyor.
20 knots rüzgar var ve ana yelken sabitlenmiş durumda! Manevra yeteneğimiz az.
Selim başarı ile yavaşlatıyor tekneyi ama yelken su alıp batmaya başladı bile.
Hiç kimse
spinaker patlatmaya hazır değil. Carl'ın tepkiler yine yavaş. Başüstünde vakit kaybediliyor. Yavaş yavaş spinakeri içeri alıyoruz, ancak çorap mekanizması Carl'ın -Murat ve benim bütün itirazlarımıza rağmen- "boşverin bırakın" diye emir vermesi üzerine dümen palasına kaçıyor ve dolanıyor!!
Selim dümenin
sıkışmadığını belirtse de, Carl rahat değil, çorap düzeneğinin iplerini
kurtarmak için önce gopro kamerayı suya sokup film çekerek durumu anlamaya
çalışıyor.
6 metrelik
dalgaların ortasında yapıldığında hiç de kolay bir manevra değil!!
Bir süre daha
ipleri kurtarmaya çalıştık ama operasyon başarısız.
Carl ipi beline
bağlayıp suya inmek istiyor, yapma etme gider böyle filan desek de, eski bir
deniz eri olduğunu belirterek dalıyor suya. Halatı kurtarıyor! Kahraman Carl!!
Alkışlıyoruz. Erhan dalgasında, şarkı söylüyor "kendim ettim kendim buldum..."
Gergin bir süreç
iyi sonuçlandı.
Mandarın patlama
sebebi muhtemelen bu hayvanın bize vurduğunda yarattığı 10 tonluk çarpma etkisi
olabilir. Yüklenen spectra mandar (muhtemelen tekneyle aynı yaşta olduğundan) ilk streste bıraktı kendini.
Ya gözümüze
kaçsaydı!!!
Ayı bacağı
düzenine geçip yönümüzde ilerlemeye devam ediyoruz.
Akşam üstü birkaç
yunus neşeyle yanımızda oynaşıyor, morallerimiz tekrar yükseliyor. Büyük bir
badire atlattığımızı ancak idrak ediyoruz.
Geceleyin sağ
dizimin iç bağları şişiyor, herhalde ters bir gerilme oluştu, neyse ki fazla
bir acı yok. Murat’ın eli de biraz daha şişiyor ama sakatlık yok.
Muratın da
kafasında yara olmuş, kurumuş, gece nöbette farkediyoruz. Balinaya kafa atınca
olur böyle şeyler, deyip gülüyoruz.
07.12
koordinat 12 55'03" N 53 57'02" W
Sakin bir güne
uyandık. Artık bir macera daha olmasın bir an önce varalım diyor herkes.
Öğlen vaktinde
saatleri değiştiriyoruz. Kafamız iyice karıştı artık, saatin kaç olduğunu
bilmek gerekli mi acaba atlantiğin ortasında?
Öğleden sonra
sancağımızdan yaklaşan bir squall Yağmur bulutu grubu dikkatimizi çekiyor. “Rüzgarı saat 12 farzettiğinizde, squall eğer
saat 10 yönünden rüzgar üstünden gelmekteyse kesinlikle bizi yakalayacaktır.”
Diye ahkam kesiyor Sedat. Captain Stokey seminerinden öğrenmiş bize satıyor.
Az sonra
inanılmaz bir yoğunluktaki yağmur bastırıyor. Kokpitte soyunup yıkanıyorum,
Atlantik yağmurunda boy abdesti!! Sırılsıklam oluyoruz dakikalarca. Kuzeyli
dostlarımız sevindiler, nihayet onların yaşadığı gibi yelken yapıyormuşuz.
İsveçde yağmursuz yelken yapmamışlar hiç.
Dakikalarca
yağmurun altında seyir yapıyoruz, ama rüzgar zayıflıyor, denizin üstü yağ gibi
dümdüz oluyor. Son andan hızlanan rüzgar bir sürpriz gibi 35 knots!! Hıza
ulaşıyor, ardından aynı dakika içerisinde 10 kt hıza düşüyor.
Çok garip bir
hava bu. Yağmur bitti rüzgar da bitti.
Hemen kuruyoruz
tropik güneş altında.
08.12
koordinat 13 18'72" N 57 29'37" W
iridum peşin
ödenmiş hat hakkımız yanmasın diye herkes bir tur eviyle, sevdiğiyle konuşuyor.
Bu sefer peşimizdeki yüksek basınç sistemi üzerimize gelmeye başladı.
Az sonra
başlayacak fırtınaya önlem olmak üzere ana yelkeni birinci camadana vuruyoruz.
Tatsız bir manevra oldu, çapariz kaptan herkesi sinir etmeyi yine başardı. [preventer sökülmeden ana yelkeni ters yakaya basmak istedi salak!!]
Hava birden
yağmura dönüşüyor 25 knots rüzgar eşliğinde yıkanıyor bir kısım ekip. Hava
tekrar bindiriyor 35 knots! Beaufort ölçeğine vurursak 7 ila 8 kuvvetinde bir
fırtına bu. 11-12 mil hızlarda, geniş apaz gidiyoruz ancak dalga yüksekliği 8, 9 metre
civarında olunca son derece keyifsiz bir seyir oluyor.
Akşama kadar hava
durmadığı gibi, daha da bastırdı 45 knot rüzgar gördük ve 18 knot sürate çıktık
tek camadanla!!. Zor bir gece bizi bekliyor.
Son gece olduğunu düşünürsek sanki
başımıza bir şey gelecekmiş gibi kimse konuyu açmadı.
09.12
En iyimser
tahminle, Cumartesi akşamüstü varacaktık, sabah 6 da, Selim reis dümende, keskin bir açıyla bitiş hattını keserek çok güzel bir finish yapıyoruz. 217 mil
yapmışız dün gece, neredeyse bu teknenin rekorunu kırdık.
Yarış bitiyor.
Derecemiz 4üncülük gibi gözüküyor, resmi sonuçlar 7- 8 gün sonra verilecekmiş, son
tekne beklenecek sanırım.
09.12.2017 Santa Lucia
Spinaker bar,
Geriye bakınca
çok şey yaşadığımızı yeni yeni anlıyoruz.
Bir spinaker
yırtılması, bir spinaker mandar patlatma, dümene takılan halat, Murat’ın kafa
attığı balina kuyruğu…
Okyanusu aştık, buraya vardık: Hamburger, lobster ve karides, buz gibi yerel "piton" marka bira, rom punch …
Karaibleri öğreneceğiz bundan sonra….
Vedat Gurer



Yorumlar
Yorum Gönder