Sevilla ve Marbella Turu


Kaptanın seyir defteri:
4 ve 5 kasım 2017-11-05
Hala Gibraltar

Moraller dibe indi, gece nasıl uyuduk kimse hatırlamıyor.

4 kasım Cumartesi sabahının köründe yağmur altında ağır bir spor seansından ve birkaç duble espressodan sonra kendime gelebildim.

Kriz yaşarken en kötü şey nedir derseniz; aralardaki duraksamalarda uzun süre beklemektir. Derim. Stress ile karşılaşıldığında, ani ve keskin bir stress ile hemen herkes başedebilir. Genlerimizde kayıtlı reaksiyonlarımız buna hazırdır. Yakala!, kaç!, koş!, saklan! Bu tepkileri verirken karar vermek gerekmez, durumu analiz eder ve tepkiyi gösteririsiniz.

Ama stress süreci uzadıkça, bu ani tepkileri verip belayı defetmek mümkün olmadıkça, gerçek sıkıntı başlar. Bu sıkıntıyla başedebilmek ise, teflon kaplı bir mide gerektirir. Bilmeyen kaldıysa hatırlatalım, teflon maddesi, (polytetrofluoretilen) dupont şirketinde çalışan bir kimyager tarafından kazara keşfedilmiş bir maddedir. Tavaları yüzeylerinde kullanılageldiğinden beri yılda yüzlerce kanser davasına muhatap olmuştur. 

Teflon ve benzeri keşifler için “kazara” demek doğru olmaz esasında, bunların gerçek tanımı “spillover effect” yani “serpinti etkisi” gibi algılamak gerekir. Bir yönde ileri giden teknolojinin başka alanları da geliştirmesi ve keşiflere yol açması gibi, bir çalışmaya konsantre olmuş bir bilim adamının hedefleri yönünde çabaladığı deneyleri de, bazan başka maddelerin veya yöntemlerin keşiflerine yol açmıştır. 

Kazara dersek, antartikanın göbeğinde, veya ağrı dağının kenarında da yaşayan birisi de bunu “bulabilir idi” gibi bir yanlışa düşmek ve hatta buna inanarak bir yaşam felsefesi haline getirmek sonucu oluşabilir.

Yelkenli snatch’i bize kiralayan acenta sahibesi Lucy, yeni bir teknenin S/Y Nisida (51 ft bir Gieffe, İtalyan şantiyesi yapımı) las palmas’da bizi bekleyeceği müjdesini verdiyse de, "kesin değil pazara arayacağım” deyip telefonu kapatınca, oyuncağı tekrar elinden alınmış çocuklara döndük.

 Özetle; uzun süren stresimiz ve teflon kaplı midelerimiz hafta sonu rahatı bulamadı. 
Sonuç; “stresle başetmenin yolu yemek yemektir”. Düşüncesine girip cumartesi ve Pazar günleri için  bir gourmet tura giriştik.

4 kasım 2017
Sevilla

Cumartesi günü Sevilla’da Erhan dostumuzun gurme geziler konusundaki engin tecrübesi kendisini gösterdi. 
Ekibin neşesi kaçmasın diye elinden geleni yapıyor. Sevillanın ara sokaklarından bizi yürüterek bir dar noktaya getirdi, iyice acıkmışız, isanlardayız  ama kaybolmadan lokantayı bulduk. “La Trastienda” ufak bir balıkçı restoranı, büfe boyundan biraz hallice ama oturacak yer yok.

Biz burun farkıyla  şanslıyız, bar kenarında yer bulduk ve hemen kaptık, bizden 10 dakika sonra gelenler tabakları elde ayakta yiyorlar. 
Kimsede şikayet yok, lezzete gelmişler, yayılmaya değil. 

Istridiyelerimizi önden sipariş edip, kendimizi Manuel’in tecrübeli ellerine bırakıyoruz. Limonu yedi mi büzülen tazelikteki istiridyelerimizi yerel bir beyaz şarap ve manzilla eşliğinde yudumlarken, bir ahtapot geliyor, fotoğrafını çekemeden bitiyor, ekip acıkmış, peşinden gelen haşlama karidesleri de yakalayamıyorum. Neyse ki karides güveç sırasında
 bir kare alabildim. Gerisini hayal gücünüze bırakıyorum.

Yemek sonrası Endülüs kültürümüzü geliştirip, sindirim niyetine Katedral ziyareti (Kur'ayı Sedat kaybetti, 39 kat merdiveni çıkıp fotoğrafları o çekecek) sonrasında  hotel Alfonso’da kahvelerimizi içmeye geçiyoruz.
Fayton turuyla günümüzü tamamlayıp gibraltara geri dönüyoruz.

Pierre, garibanım, teknede nöbette, ücretini nasıl alacağı derdinde ama dürüstlüğü kendisine ceza olmasın diye arkasında olduğumuzu belirterek teknedeki eksiklikler raporunu tamamlıyoruz.

Can yeleklerinin günü geçmiş tespitini beraber yaptık, yokluğumuzda tekne sahibi Pierre’i arayıp can yeleği tarihlerini çaktırmadan düzeltmesini istemiş!!! Yuh! Yani!. Utanç!!!

Yarışçılık bakımından analizi yaptığımızda, Tackline yok, yani dolaptaki 2 adet asimetrik yelkeni basamıyoruz, ama yanımızda taşıyacağımız için handikap puanımız yükselecek. 

Volvo servisinden resmi rapor nihayet geldi, Motorda çok büyük kompresyon kaybı var, gücü yarıya inmiş durumda, yağ yakıyor ve bazı parçalar paslanmış. Sadece segman, gömlek değil, piston ve blok da gitmiş.. (yani bu senedi ödememiz mümkün değilJ)

Sonuç; özetle, bir çapariz anında akü şarj edemeyeceğiz, buzdolabı çalışmayacak ve su yapıcı da çalışmayacak. Atlantik geçişinde  benim için kabul edilemez bir durum değil, hemen Shackleton, Amundsen ve Scott ayarlarına geçip devam edelim görüşündeyim, kararlılığımız atalarımızdan geliyor, geçer gideriz diye gaz veriyorum ekibe. Shackleton'un "endurance" macerasını veya Heyerdahl'ın kon-tiki'yi okuyanlar varsa bu duygumu anlayacaklardır.

Selim reis bıyık altından bana gülüyor, gerçeklerin ve sorumluluğun farkında.

Ancak zaten katıldığımız rally’nin bir yarış kitapçığı var, hepimizi bağladığı gibi aynı zamanda  kira sözleşmemizin de bir parçası; yarış komitesi bu yarışa sokmuyor tekneyi çünkü, esas bomba daha patlamamış durumda!!!

Günlerdir talep ettiğimiz “security certificate” yani “denize elverişilik belgesi ortada hala yok. Tekne UK bayraklı, bu belge yoksa, sigortalar bile geçersiz. Geçtim yarışa elverişlilik konusundaki eksiklikleri, denize de elverişlilik belgesi yok!!!

Pierre “ben yazmıştım, mal sahibi vereceğim demişti” havasında işini yeterince yapmış kaptan pozisyonunu tutuyor. Gerçekten de hem mal sahibine hem de acentaya yazmış ve cevabı hala gelmemiş.

Acente sahibine ticaret öğretiyoruz. Kötüniyetli bir tekne sahibi olan Adrian’ın tuzaklarına düşmüş genç ve tecrübesiz, iyi aile kızı, acentamız Lucy. Hafta sonu çalışacak artık.

Adrian’ın kim olduğunu Pierre’e soruyoruz. Doktor imiş, ilk defa kiraya veriyormuş teknesini. Bu karaktersiz herifin hastalarına acıyıp, cezasını yaradana emanet ederek işimize bakıyoruz.

Pazar akşamı cevap gelecek.

5 kasım 2017 pazar

Harika bir hava başladı. tam planladığımız gibi, işler yolunda gitseydi pazar günü çıkacaktık. Sabah 2 yelkenli marinadan ayrıldı las Palmas için. Kıskanarak ve özlemle arkalarından baktım bir süre. Biraz erken çıktılar bence, gelgit aleyhlerine çalışacak motor açacaklar boğazda.

Kahvaltı sonrası Marbella yollarına düşüyoruz. Murat, Nikki beach tecrübelerini bize anlatırken yol hemen bitiyor, bu sefer “Los Tony’s”deyiz. Erhan sağolsun, buranın da en iyisi hangisi biliyor. Başka yere gitmeye gerek yok. Ekibin moral yerine gelmeye başladı. Yan masalardaki meraklı hanımlar, denizleri aşmış yelkenciler gibi iştahla yediğimizi gördükçe bizlere gülücükler dağıtıyor.

Balık çorba, tuzda kalkan, muhteşen bir paella ve deniz ürünleri eşliğinde harika bir öğlen yemeği yiyoruz. Bütün ekip en az birer kilo almış durumda.



Bu kadar enerjiyi harcamak için yürüş lazım deyip, Marbella marinalarını tavaf ettikten sonra geceleyin otelimize dönüyoruz. Gibraltarın kayasına alıştık. Her gece dönmezsek rahat edemiyoruz.

Lucy haber vermedi henüz. Yelkenlimiz Nisida acaba Las Palmas'a yanaştı mı? İçerisi ne durumda? Mal sahibi karaiblere bizimle beraber geliyor teknede, nasıl birisi, Selim’in otoritesine ne tepki verecek? Emir komuta dengesini kurmak için neler yapacağız? Bunları dertleşerek gün bitiyor.

Yarın Malaga’dan las Palmas’a uçağımız var. 

Vedat

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

To the journey....

Tenerife

Passage 27Nov-09Dec