Malaga
Kaptanın seyir defteri: 01.Kasım.2017
İstanbul
Sabah erkenden alandayız. Biraz hüzün dolu ayrılık kısımlarını anlatmadan geçiyorum. Değerli sevgililerim; eşim ve kızımın fedakarlıkları ve izinleri olmadan böyle bir yolculuk mümkün olmayacaktı.
Ekip biraraya gelebildi. Malaga uçağı kalabalık. Rahat ve sorunsuz bir yolculuk ve 2 film sonra ispanyaya iniyoruz.
Malaga
Kardeşim de madridden 2 saatlik hızlı trenle gelip bizimle buluşuyor.
Acıkmış bir şekilde malagadaki balık mekanımız "el tintero"ya dalıyoruz. Tabağı 7 eurodan ne yersen. Ama biz geleneksel mangalda orman kebabı sardin (sardunya) tabaklarımızı alıyoruz.
Balığın yanında artık, masamızdan ne geçerse ortaya indiriyoruz; etarina, başka bir ufak balık yavruları cips niyetine, dil, ahtapot, kalamar... Bu arada Murat beni hayrete düşüren bir şekilde, masaya gelen ızgara kalamarın latince adını ve hangi kalamarın yenmesi gerektiğini bana öğretiyor:-) Loligo Vulgares ile beni tanıştırdığı için kendisine teşekkür ediyorum.
Boş masa yok, dios santos, her yer tatil. İspanyanın halloween'i; Roma imparatoru Phocas zamanından beri (İ.S 609) kutlanan bir pagan geleneği. Samhain gününden bir gece öncesinde göklerden yerlere inen ve insanları arayan ruhları şaşırtmak için, insanlar ruhani yaratıklar gibi giyiniyor.
İnsanın bu geniş ve sınır tanımayan hayal gücü yüzünden dogmatik inanç sistemleri gelişme fırsatı bulduysa da, aynı hayal gücünün yarattığı gelişmeler sayesinde, antibiyotik ilaçlardan tutun, uzay yolculuklarına kadar giden macera sürecinde, -ileride bilincin özgür hali olacağına inandığım- yapay zekaya uzanmayı da başardığını unutmamak lazım.
Gibraltar/Spain
Fazla uzatmadan Gibraltara geçiyoruz Herkülün sütünunun başında bir bulut, herkes hava durumu tahmin raporlarını incelemekte. Ayın 4ünde kadar hava ters, belki 5inde çıkmamız mümkün olacak.
Marinada Pierre bizi bekliyor, bir an önce yelkenlimizi görebilme hevesimizden, otelde tuvalete bile girmedik.Pierre bizim laz reislerin Fransa şubesi. denizde doğmuş, iyi bir genç, sıcak karakteri ve işi bilen tavırları Selim ile hemen anlaşmalarını sağlıyor. Pierre Valencia'dan tekneyi getiriken 4 lt yerine 7 lt mazot tüketmiş. Bu ortalama bizi rahatsız ediyor. Pervanede kekamoz var. Oysa dümen temiz gözükmüştü su üstünden.
Selim ve Murat fırtına gibi armanın detaylarına dalarken, ben de, bildiğim kadarıyla, yaklaşık 2 ay geçireceğimiz bu yelkenlinin kaprisli noktalarını tespite girişiyorum: kafamızı nereye çarpacağız, dizimiz nerede yaralanacak, ayak parmaklarını kopartacak tehlikeler nerededir... aklımda belirli bir liste yok yöntem tamamen tecrübeye dayalı; bir yelkenli ile tanışmak, evlilik öncesi nişan gibidir; yolda giderken pürüzler öğrenilecek ve uyumlu bir beraberlik sağlanacak.

Kriz! Kriz! Selimin ve Sedatın hiç hoşuna gitmeyen bazı hasarları tespit ediyoruz: spinaker mandarlarında sorun var, halatlar eskimiş ve yük bindiğinde kopabilir gibi gözüküyor. Teknenin yelken dolabında 3 tip spinaker mevcut, bunları açmazsak yarışçı ruhumuz gücenir. Hava hafiflediğinde spinaker veya asimetrik balonu açtığımızda, atlantiğin akıntısı ve dalga boyu da gözönüne alırsak, arma sallanacak ve mandarlara istenemeyen güçleri yükleyecek. Bir çapariz oluşmasına meydan vermemek lazım.
Keza, direğin güverteden geçtiği ve bir anlamda birleştiği noktadaki, conta deyelim, bollaşmış ve direğin rijiditesini etkiliyebilir; designer tarafından güvertenin kendisin de bir gurcata (shrodder) gibi yük taşımak üzere planlanıp planlanmadığını bilmiyoruz. Sonuç; zaten teknenin altına temizlik yapılacak idi, direk güverte bağlantısı tamiri de gündeme girdi.
Eh, zaten hava da uygun değil. cumartesiye kadar buradayız.
Düzeltebileceğimiz herşeyi elden geçireceğiz. teknedeki herşey karaya inecek ve yeniden yüklenecek.
Bu arada bir kötü haber de buzdolabından geldi: buzdolabı ancak motor açıksa çalışıyor. Donmuş gıdalar tıka basa doluyken sorun değil ama, sıcak parallelere yaklaştığımızda, dolap da boşaldıkça soğutucuyu devreye almak için daha sık motor açma zorluğu yaratıyor. Dolabı hiç kullanmamayı düşünüyoruz.
İyi haber ise 7 adet! akü var. Elektrikli vinçler, Navionics, otopilot gibi normal donanımlar için iyi haber. Bir de microdalga fırın var. Bakalım neye yarıyacak? kaynamış çorbayı yalpada üstümüze fırlatmasın da...
Bu kadar akünün varlığı şarj süresini uzatacak tabii, günde birkaç saat motor açmak zorunda kalacağız. Mazot kapasitemizi ve mazotsuzluk ihtialini iyi planlamak için gibraltar-las palmas arasında herşeyi test etmeyi planladık. Üstesinden gelinmeyecek bir sorun değil.
Denizciliğin güzel tarafı esneklik. Genç bir izci iken Baden Powell'in meşhur motto'su "be prepared" "hazırlıklı ol" hayat boyu yardımcım oldu. Denizde de, her çıkacak derde karşı hazır olmak demek, sadece malzeme veya mekanik hazırlık olmak anlamında yorumlanmamalı, kafa olarak ve tavır olarak da hazır olmak gerekli aynı zamanda.
Suyun üzerindeyken hepimiz birbirimize emanetiz. Bu duygunun sadece bir "camaraderie" duygusu değil, büyük bir sorumluluk olduğunu, insanın kemiklerinde hissetmesi gerekli.
Yarın, bütün detayları hep beraber tekrar gözden geçireceğiz.
Vedat


Yorumlar
Yorum Gönder