Gran Canarias

Kaptanın seyir defteri
6 - 7  Kasım 2017
Las Palmas Gran Canarias

Malaga’dan uçağa binmeden önce buradaki balık mekanımız el tintero’yu bir daha ziyaret ediyoruz.

Lucy’den bir haber geldi; Nisida teknemiz las palmas marinaya geceleyin girmiş, skipper ile teknede mevcut iki denizci hakkında henüz konuşamamış. Bizim de o tarafa doğru intikal etmekte olduğumuzu kendisine bildirip, erkenden hava alanına geçiyoruz.

Uçağı beklerken tüm konuşma temamız teknedeki insanlarla karşılaşınca ne olacağı ve bunun nasıl yönetileceği üzerine, benim önerim basit; arkadaşları denizden kurtardık ve tekneye aldık, kaptan Selim ne derse ona uyacaklar.

Selim reis ve Murat ise defalarca karışık ekiplerle beraber yarışlara katılmış ve tekne teslim seyirleri yapmış olduklarından, günlük yaşamın ve gerek güvertedeki, gerek alttaki detayların ne nebze bıktırıcı sonuçları olacağını bilerek konuşuyorlar. “Çalışmıyorum” derse ne yapacaksın? Diye soruyor Selim, veya psikopat birisi geceleyin eşyalarını karıştırıyor sen uyuklarken? Bunlar tuvalet hijyeni gibi basit şeyler değil diyor Murat, başına gelen bazı olayları aktarıyor. Dümende dalgalardan planing ile seyir yaparken karanlığa alışmış gözlerin, bir anda lamba açıyor birisi, birşeyleri bulmak için.. 15 dakika kör kalıyor insan, ne deyeceksin saygısıza? Diyor.

Erhan, Sedat ve ben bu noktada söz hakkımız olmadığını bildiğimiz için, “nihai kararı adamlarla tanıştıktan sonra verelim ve şimdilik ön yargılı olmayalım” “3 kişi ile bu yelkenliyi apardıklarına göre, biraz deniz tecrübeleri olduğunu varsayabiliriz” gibi, genel argümanları ilave edebiliyoruz ancak.

Dört tarafın denizler ile çevriliyken ve bir karışık durum ortaya çıktığında tüm ekibinin yeteneklerini ve sınırlarını bilmek zorunda Selim kaptan. Hiç tanımadığımız ve bizleri de tanımayan yabancı insanlar ile uzun bir süre geçirmek zorunda kalacaksak, sonuçlarını önceden değerlendirip “go- no go” kararı vermek gerekiyor.

Zaten insanların unuttukları en önemli sosyal olgu kanımca “ortak referans noktaları” . Bu konuyu en güzel anlatan sci-fi filmi, star trek kaptan Jean-Luc Picard ile başka bir ırkın kaptanı Dathon'un anlaşmalarını anlatan “darmok & jalad at tanagra” bölümüdür. Seyretmediyseniz lütfen seyredin, ilk temas konusunda en başarılı senaryo olduğunu düşünüyorum. (http://www.startrek.com/database_article/darmok)

Günümüze dönersek, ortak referans noktaları, milletlerin amalgamı olurken, aynı zamanda ne yazık ki zenofobi’ye de yol açacak kadar toplumları başka referanslara kapatabiliyor. Tebasının başka referansları öğrenmesini istemeyen liderler, insanların geleceklerini karartabiliyor.

Uçak kalkmadan Lucy ile bir mütalaa daha yapıyoruz, başka bir tekne mümkün olur mu acaba? Bir J-Boat 44 var ama oldukça uzakta ve Las Palmas’a seyir yapması 2 hafta sürebilir imiş. Murat ve Selim tekneyi biliyor, daha önce yarışmışlar. Onlara göre, jboat bizi -nisida’ya oranla- daha az yorarmış. Ben Jboat’ı sadece boatshowlarda görmüştüm. Yarış için yapılmış ve gündelik konforun minimum olduğu bir yarış atı izlenimi vermiş idi. Neden daha az yoracağını sorduğumda ise, Nisida ile Atlantik dalga periyoduna uyumlu bir seyir sırasında süratin oldukça hızlı olacağını ve geceleyin dümencinin işinin zorluklarını anlattılar. Her zaman olduğu gibi, en iyilerden öğrendikçe teori mükemmel oluyor, bir de pratik başlayabilse..

Las Palmas’a iniyoruz. Saatler bir saat daha geri gitti, Türkiye ile saat farkımız 3 saate yükseldi.

Kitab-i bahriyye adlı akdenizin ilk nautical almanac’ının yazarı, dünya haritası çizeri Piri Reis 15 yaşlarındayken başkent olan Las Palmas, bugün yaklaşık 500.000 nüfusu ile Fas’ın 90 mil açığında yer almakta. 1492.de Colon (Kolomb) ileride Amerika adını alacak kıtaya doğru yolculuğuna buradan başlıyor.

Tüm adanın nüfusu bir milyon, ancak 16 milyon! Turist gelmiş geçen sene. Çapı 50 km olan adada nüfus yoğun, km2 4.000 kişi düşüyor.

La Marinera’da geç bir yemek yiyoruz, lagos balığı burada bedava adeta, hemen bir buğulama ile günü kapatıyoruz. Şefimiz Sindon tecrübesiyle bizi mükemmel ağırlıyor. Restorandan 6 km’lik bir sindirim yürüyüşü ile gecenin ortalarında otele varıyoruz.

Köpeklerin olduğu ada anlamına geliyormuş, canine kökünden türemiş adanın ismi, yoksa bizim sarı kanarya kuşu ile alakası yok.



7 Kasım 2017
Las Palmas Marina

K pontonunda Nisida’yı bulduk, Skipper Carl ile tanışıyoruz. Carl, Ben ve Susan 3 kişi, İngiltere’den gelmişler. Nisida çok güzel bir yelkenli. Donanım Selimin sınavından geçmedi henüz, ama durum umut verici. Susan hemen teknenin en son bakım fotoğraflarını, yapılan refit’leri, bir sunum gibi Selim’e anlatıyor.

Herkes işten anlayan denizci olduğu için, fotoğraflar son derece doğru noktaların, dikkat edilecek köşe bucağın, önceki ve sonraki hallerinin bütün süreçlerini kapsıyor. Bu durum hemen bir uyum oluşturdu.

Suzan kanaryalarda kalacakmış, Ben bizimle gelecek, fakat diğer ikili henüz ortada yok! Tanışamadık. Norveçli yarışçı bir çift olduklarını öğreniyoruz. Carl onları sancak kıç kamaraya atmış, ayın 16’sında yüz yüze tanışıncaya kadar karakterleri konusunda merakımız devam edecek. Yelkenli mükemmel bakımlı, her şey uyumlu gözüküyor. Yolda gelirken 200 mili geçtikleri günler olmuş. Selim yine tedbirli, “kaprisleri olur her teknenin, sormak yetmez yolda görmemiz lazım” diyor.

Carl ve Ben son derece uyumlu denizciler, Selim’in tecrübelerini duyunca, Carl yemekte güzel bir espri yaptı, “nihayet tekneyi rahatça bırakıp bana bir şeyler öğretecek birisini buldum” dedi. Karşılıklı teatiler devam etti ve birkaç saat içinde Carl ile Ben bizim ekibin parçası haline hızla geldiler.

Kumanya ve sair tedarik konularına yarın bakacağız, kanaryaların etrafında geceli gündüzlü bir seyir yapabilirsek, ekibin daha da kaynaşacağına ve kara hayatını arkamızda bırakacağımıza dair umudum devam ediyor.

Benim en sevindiğim haber ise Carl’ın orijinal ve gerçek bir sekstanı olması! Göksel navigasyonu öğrenmek istediğimi duyunca, o da öğretmeye gönüllü oldu, Atlantik geçişi boyunca bütün hesapları kafadan yapmayı öğrenebilecek miyim bakalım? Yoksa, Carl’in ipad içinde bir yazılımı var imiş. Sağlamayı onunla yaparız diye düşünüyorum.

Bizim plastik malzemeden yapılmış sekstan bir anda gözümden düşüyor. Yahu şu insanoğlu ne biçim bir yaratık! Hemen kanaat değiştiriyor rahatı bulunca.

ARC 2017 geçişi kapsamında Las Palmas Marinaya 200 kadar yelkenli gelmiş durumda, 150 kadar daha bekleniyor.

Yerel yelkencilerle konuşuyorum, herkes ARC organizasyonundan şikayetçi, rahatları bozulmuş, teknelerini marinadan atmışlar biz geliyoruz diye.

Akşam marinada tüm katılımcılarla yapılacak olan “sundowner” güneş batırma partisinde buluşmak üzere ayrılıyoruz.

Vedat


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

To the journey....

Tenerife

Passage 27Nov-09Dec