Flandra tarlaları

Kaptanın seyir defteri
11 Kasım 2017
Las Palmas Gran Canarias

Bugün Cumartesi, hiçbir seminer yok, seminerleri önümüzdeki hafta tamamlayacağız.
Yelkenler ortaya çıkıyor. Spinnaker pole/balon gönder’inin boyu (gönder: balon yelken basarken, bir ucu yelkenin alt köşelerinden birisine bağlanıp, diğer ucu ana yelken direğine tutturulan bir boru) uzun, bu da teknenin yarış handikap puanını etkiliyor.

Handikap puanı; yarışan teknelerin değişik –temel ve güncel- özelliklerini hesaplayıp, bunları eşitlemek için her tekneye verilen bir puan. Böylece siz teknenizin hakkını verip, örneğin bizimle beraber yarışa katılan favori, en yüksek handicap puanlı -1398- yelkenli olan Mbola’dan 3 gün sonra yatışı bitirseniz bile onu geçmiş sayılıyorsunuz.

Kullanılan formüllerden birine göre; teknenin ucundan çıkan ve ileriye uzanan baston’un uzunluğu ile spinnaker pole arasında bir korelasyon/alaka mevcut; özeti; bizim teknenin bastonu 40 cm kadar daha ileriye uzansa bile handicap puanımız değişmeyecek, ama asimterik ve spinnaker yelkenlerden daha fazla verim alabileceğiz.

Yarış havamız ve iddiamız yüksek, neden kazanmayalım?

Baston düzeneğini ayarlamayı Selim’in ve Carl’ın tecrübeli ellerine bırakıp Erhanla beraber bisiklet kiralamaya gidiyoruz.

Adanın başkenti Las Palmas’ta güzel bir bisiklet gezisi yaptık. 
Her yere bisiklet yollarının yapılmış olması ve buralarda spor yapanların kalabalıklığı dikkatimizi çekiyor. Nüfus yoğun şehirlerin bir sorunu da, yeşil ve spor alanları. Las Palmas insanoğlunun gereksinimleri ile daha barışık bir strateji benimsemiş. İstanbul’un Kadıköy yakasının tüm sahil şeridinden daha uzun ve üstüne şehir merkezini de kapsayan bisikletlilere tahsis edilmiş yollarda 30 km kadar geziyoruz.

Kolombun gemisi Nina’nın bir örneğini bulunca, alıcı gözle inceledik. Bilinmeze yelken açanlar bu yelkenli ile geçtiler atlantiği.

Kolomb öncesi geçişleri batı pek yazmaz, olmamış sayar. Oysa, Piri reis’in dünya haritasından da anlaşılacağı gibi, bazı kaptanlarda kolomb öncesinden gelen bazı bilgiler mevcuttur.

Bu bilgilerin kaynağını çinli amiral Zheng-He’ye bağlayan birçok teori vardır. Rivayete  göre 1421 yılında bir çin armadası dünyayı dolaşmış ve yaptıkları haritaların parçalarını ele geçiren bazı kaptanlar, keşiflerinde bunları referans olarak kullanılmıştır. (kitabın yazarı Gavin Menzies, “1421 the year China discovered the World")

Sabahtan beri hemen herkesin göğsünde kırmızı bir gelincik rozeti dikkatimi çekiyor. 

Tüm ortak refah ve ortak pazar devletlerinde 11.11 tarihinde, Saat 11de kutlanan “Rememberance day” olduğunu öğreniyorum. 

2inci dünya savaşını bitiren anlaşmanı yürürlüğe girdiği gün ve saat herkes tarafından hatırlanıyor. 

Milyonlarca genç canın verdiği için bugün bizler buradayız ve yaşıyoruz, diyor kaptan Andrew Dolden.

Internete bağlanınca hekim asker John McCrae’nin yazdığı “In Flanders Fields” şiirini indiriyorum. Bugün tercüme etmeye çalışacağım.

 In Flanders fields the poppies grow
Between the crosses row on row,
That mark our place; and in the sky
The larks, still bravely singing, fly
Scarce heard amid the guns below.

We are the dead. Short days ago
We lived, felt dawn, saw sunset glow,
Loved and were loved and now we lie
In Flanders fields.

Take up our quarrel with the foe:
To you from failing hands we throw
The torch; be yours to hold it high.
If ye break faith with us who die
We shall not sleep, though poppies grow

In Flanders fields.

Tercümesi

Mezarlarımızı işaretleyen haçların arasında,
Gümbürdeyen topların sesi altında,
Az sayıda serçe cesaretle hep şarkı söyleyip uçarken
Flandra tarlalarında gelincikler büyür.

Biz ölüleriz. Birkaç gün önce yaşıyorduk.
Şafağı hissediyor, gün batımını seyrediyorduk,
Seviyor ve seviliyorduk, şimdiyse Flandra tarlalarında yatıyoruz.

Düşmana karşı savaşı devam ettirin,
Titreyen ellerimizle size devrettiğimiz meşaleyi yüksekte tutun.
Eğer bizi düşürürseniz,
Uyuyamayız Flandra tarlalarında

Pazar günü sabahı için ağır duygular yüklendim bu şiiri tercüme ederken. 

Avrupa ve diğer dünya devlerinin bu kapışmalarında (1.dünya savaşında 17 milyon, sonraki 2 .dünya savaşında 85 milyon) ölen milyonlarca insan bir daha ölmesin diye, bu savaştan sonra kurulmaya başlayan medeniyeti düşündüm. 

Birleşmiş milletler, Avrupa birliği, uluslararası anlaşmalar, hukukun üstünlüğü… hassas dengeleri bir arada tutan arka plan işte bu şiirde kendisini özetlemiş. 

Devlerin barışı çok pahalıya maloluyor, her biçimde korunması lazım.

Bu nedenle, çok değil yarım yüzyıl sonra, bir alman ve bir İngiliz aynı akdeniz plajında denize beraber girebiliyorlar. 

Bu düzeni tekrardan kurcalamaya çalışanların anlamadığı şey; barışın korunabilmesi için tarih boyunca bir daha -bu meşaleyi canlarıyla yakmış olan asker ve sivil telefatın- unutulmayacağı gerçeğidir.

Bu hafıza da, kendisini gelincik sembolünde bulmuş.

Vedat








Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

To the journey....

Tenerife

Passage 27Nov-09Dec