Denetim

Kaptanın Seyir Defteri
8 kasım 2017
Las Palmas

Sundowner, güneş batırma partisi eğlenceli geçti. İşin özeti, pasaj yapacak yelkenlilere erzak ve saire satmak isteyen birkaç markanın sponsorluğunda herkesin birbirini tanıyıp hikayelerini paylaşması aslında. Alkol sınırlı veriliyor neyse ki, yoksa herkes sarhoş olmaya hazır gibi duruyor.
Erhan, İzmir gecelerinden gelen tecrübe ve çekiciliği ile hemen aborda oldu bayan-yoğun gruplara, şarap tadımı, bira tadımı derken, zil çalıyor ve herkes teknesine döndü. “Yarın akşam daha hazırlıklı gelmek lazım. Bazı skipperlar ile tanışmak epey tecrübe kazandırabilir.” Düşünceleri içinde otelimize geçtik.

Teknenin denetimi için gelecekler diyerek sabahtan tekneye intikal ediyoruz. Carl’ı direğe çıkartırken winch bende, her gurcatayı güzelce elden geçirip, direk ucundaki işleri tamamlıyor.

Selim tam not verdi. Can yeleklerini incelemeye geçiyoruz. Bütün ekip en son teknoloji can yelekleri ile tanışıyor. Denize düşünce otomatik olarak patlayan bu yelekler, yine hemen sinyal ve ışık göndermeye başlıyor. Bu arada kafayı komple içine alan bir başlık oluşturuyor.

Havacılık tarihi kan ile yazılmıştır ama, denizcilik tarihi de ondan aşağı kalmaz. İkincil boğulma adı verilen şekildeki boğulmanın ciğerlere su dolması ile ilgisi yok. Okyanus yüzeyinde can yeleği ile fırtınada kaldığınızda, nefes alırken tuzlu suyu ve su partiküllerini ciğerinize alıyorsunuz. Sisteme giren tuzu atabilmek için ciğerler vücut suyunu kullanarak alveollerden su/mucus salgılamaya başlıyor. Kendi mukozanızda boğulup, oksijeni kana iletemez hale geliyor ciğerler. Sudan kurtarılan kazazedelerin birkaç saat sonra karada boğularak ölmeleri neticesinde mekanizma anlaşılmış. İşte bu son moda can yelekleri, serpinti ve sis şeklinde yüzeyde mevcut su partiküllerinin içeri girmeyeceği bir boşluk yaratıyor kafa çevresinde ve yaşam şansını yükseltiyor.

Bütün işaret fişekleri, can yelekleri elden geçiyor. Tekneye bağlanacağımız 3 nokta can halatları da son teknoloji, ekibin kalanı bunları kuşanmayı önümüzdeki günlerde tekrarlarla iyice öğrenecek.

Erhan bir pikap kiralamaya gidiyor, eşyaları yarın tekneye taşırken ve alışverişler sırasında lazım olacak. Selim yelken dolabını halletmeden bir yere gitmiyorum dedi ve Carl ile birlikte mevcut spinakerleri, asimetrik yelkenleri, balonları elleyecekler.

Biz de adanın kuzey tarafını  keşfe çıkıyoruz. “Dedo de dios” tanrıların parmağı, güzel bir balıkçı kasabası. Balıklarımızı ve buraya mahsus “gofio” yemeğini sipariş ederken, sahildeki nüdist plajı da gözlemliyor, Selim’in balonları ellemekte olduğunu gıpta ile hatırlıyoruz.

Ender bulunan minik kalamarlar, salata, kanaryalara özgü patates, ahtapot bacağı derken doyuyoruz ve ne yazık ki bunlardan 10 kat daha güzel bir karışık balık tabağı en son olarak geliyor. Selim yanımızda olsa bile bitiremeyeceğimiz boyutta bir tabak! Azcık azcık tadına bakıyoruz ama tabak boşalmıyor.

Tekneye geri dönüyoruz. Denetim bitmiş ve başarı ile ilk defada geçmişiz. Selim ve Carl  yolda ihtiyacımız olmayacağını düşündüğümüz spinakerleri diğerlerinden ayırıp, tekrar toparlamış ve ufacık hale getirmiş. Bizim valizlere biraz daha yer açılmış oldu. Hem de etraf düzene girdi.

Nisida, 4 kere bu yarışa katılmış ve gururla geçmiş ARC bayraklarını göndere çekmiş, donanımlı bir tekne ve bütün ekipmanlar regülasyonlara uygun. Bugün bizden başka denetimi geçebilen olmamış, diğer tüm ekipler eksik tamamlamak için alışverişteler.

Bu arada bizden önce Cape Verde’yi sancakta bırakarak Santa Lucia’ya gidecek olan Arc 2017+ katılımcıları arasında bir türk teknenin geçen hafta yola çıkmış olduğunu öğreniyoruz. Eksik malzemelerini tamamlamamış ve denetimden sıkılıp, startı beklemeden çıkmış. Denizci hali bu, kafası atmıştır bu kadar kuralı görünce, basmış gitmiştir. Durumu bilmediğimiz için, bir kanaatimiz yok, st lucia’da karşılaşınca sorar öğreniriz.

Bu akşamki Sun downer partisi biraz daha kalabalık geçti. Bazı ekiplerle tanıştık, Türkiye’den gelmiş olmamız ilgi çekiyor, ama en çok ilgi çeken ise lakabımız “the unfortunate crew” “talihsiz ekip” olarak anılıyoruz. Herkes anlayışla karşılıyor ve eski tecrübelerini bizimle paylaşıyor.

Yetersizliği yüzünden bizi üzen Snatch yarıştan atıldı bile. Sahibi bir daha bu sulara gelemez atık. Adın çıkacağına canın çıksın durumuna düştü. Haftalar öncesinden sipariş verdiğimiz tişörtlerin üstündeki yazı değişsin istiyor ekip, Bence değişmemeli; o tişörtü her giydiğimizde snatch isminin yazılı olmasında bir mahsur yok. Hatta hatalarını, yanlışlarını, talihsizliklerini... -her zaman gururla olmasa bile-, farkında olarak taşımalı insan, çünkü kanaatimce, kâmil insan olmak yolunda giderken kendi geçmişi ile barışmadan tekamül olmaz. Ancak modern zamanların mükemmeliyet arayışı, benim geleneksellik çizgime galip geliyor. Tişörtler terzinin yolunu tutuyor, nakışları değişecek.

Yarın büyük gün, otel/kara hayatını bırakıp teknedeki yaşama başlayacağız. Elveda sıcak  ve uzun süren duşlar, elveda ayakta çiş yapma, elveda su akıtarak diş fırçalama…

Vedat
 

Yorumlar

  1. Şu ana kadar acayip yediniz içtiniz...ve bitmeyen teorik eğitim. Zevkle okuyorum. Bir de ucundan kenarından hasb-el kader 14 sene denizlerde dolaştığım için, bir nev'i yaşıyorum da ...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

To the journey....

Tenerife

Passage 27Nov-09Dec