Gibraltar'dan St. Lucia'ya
Kaptanın seyir defteri: 31
Ekim 2017
İstanbul
ARC 2017 atlantik
rally'sine, yarış kategorisinde katılan tek Türk teknesi olarak heyecanlıyız.
Bayrağımızı yanımıza aldık,
19 kasımda startı verilecek yarışta, Atlas'ın okyanusunu geçerken o denizlerde
bayrak göstereceğiz.
Atlas, herodot'a göre
atlantisin ilk kralı, ionian mitolojisinde ise titanları, olimpiyanlarla savaşa
soktuğu için Zeus tarafından yerleri ve gökleri taşımakla cezalandırılmış bir
titan. Omzunda dev bir küreyi taşıyan güçlü bir erkek olarak heykelleri
binlerce yıldır ortada durur.
(Fakat, dünyanın yuvarlak
olduğunu ispat etmiş ve bunun farkında olan eski kadim bilginin sahipleri
tarihten kaybolduğundan beri bu basit saptamanın tekrar ispatı gerekmiştir. Bu
konuya, yani yuvarlak gezegenimiz üzerindeki navigasyon konusuna, yolculuk
boyunca değineceğiz, çünkü bu sefer göksel -celestial- navigasyon ve sekstan
kullanmayı öğrenmeyi umut ediyorum. Gps arıza yaptığında nerede olduğumuzu
nasıl bileceğiz?)
Akdenizi terkettiğimiz anda
başlayan işte bu okyanusa adını vermiş Atlas. Kapının adı ise "herkülün
sütunları" yani, gibraltarın iki yakasında bulunan tepeler. Mitolojide
ise, herkülün atlası kandırıp altın elma bahçesinden elmayı çalışını
hatırlatıyor. Göreceğiz bakalım. Fotoğrafları da ekleyeceğim bloğuma.
Yarın sabah 1 kasım, THY
ile İstanbul - Malaga ucaginda olacağız.
Hedefimiz uçaktan iner
inmez, gibraltarın ispanya tarafında bizi bekleyen Snatch adındaki Swan 48
yelkenlimize ulaşmak.
Pierre (Delvaux) tekneyi
dün Alcaidesa marinaya ulaştırdı. Pierre 80.000 NM üzerinde seyir yapmış
tecrübeli bir denizci.
Selim (Kakış) ve Murat
(Eke) ve Erhan (Cabbaroğlu) ve ben, beraber uçuyoruz. kardeşim Sedat (Gürer)
ispanyada bize katılacak.
Pierre ile şimdilik
elektronik posta üzerinden tanıştık. Ama "tecrübelerimizi yazalım"
diye cevabımızı aldığımızda aklıma gelen fıkrayı buraya yazmazsam duygularımı
anlatamam:
Kralın birinin devamlı gülen
bir eşeği varmış. günün birinde eşek gülmekten kesilmiş ve somurtmaya başlamış,
bütün yönlere haber salmış kral "eşeğimi güldürene 1000 altın
vereceğim" diye. Krallığın dört bir yanından gelen komedyenler,
jonglörler, pandomimciler eşeği güldürmeye çalışmış ama yok! eşek gülmüyor,
günler sonra bir yaşlı adam gelmiş, eşeğin kulağına bir şey fısıldamış ve eşek
katıla katıla gülmeye başlamış. ödülünü alan ihtiyar memleketine geri dönmüş.
haftalar, aylar, eşek
durmaksızın katıla katıla gülüyor ve kral dayanamamış "bulun şu
ihtiyarı" demiş. Huzura getirdiklerinde "sustur eşeğimi, bıktırdı
artık" deyince ihtiyar 1000 altın daha istemiş ve "bizi bir odaya
kapatın" demiş. Az sonra eşeğin gülmesi kesilmiş ve ihtiyar odadan çıkmış
memleketine dönecek iken kral sormuş "nasıl yaptın?" 1000 altını daha
alan yaşlı adam; "basit" demiş, "ilk defasında -benimki
seninkinden büyük- dedim, sonra ise gösterdim."
Pierre'in tecrübesi bu
skalada birşey işte:-)
Selimi tanıyanlar en genç
optimist şampiyonu ve Türkiye'nin bir numaralı yelken yarışçısı olduğunu
bilirler. Annesi bezini bağlamış, yekeyi eline vermiş. Alçakgönüllü olduğu için
övünmeyi sevmez ama bizim skipperimiz olarak içimiz rahat.
Murat ile bu yolculukta
tanışacağım; Sydney hobart ve fastnet anılarını dinlemek için
sabırsızlanıyorum. O da tecrübeli ve onbinlerce mili arkasında bırakmış bir
yelkenci.
Teknenin hazırlıkları
ispanyada devam edecek ve oradan palamarı çözdüğümüzde hedefimiz kanarya
adaları olacak.
Las palmas da bir seri
seminer ve denetim bizi bekliyor.
Vedat
Yorumlar
Yorum Gönder